Bugün dünyanın dört bir yanında binlerce kadın, 156 yıl önce greve giden New Yorklu kadın dokuma işçilerinin, 1917’de Şubat Devrimi’nin fitilini ateşleyen Petrogradlı kadın emekçilerin mücadele gününü kutluyor.

Türkiye’de ancak üçte biri çalışabilen kadınların yarısı kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılıyor. Erkeklerin aldığı 2,6 liralık saat başı ücret, söz konusu kadınlar olduğunda 1 liraya düşüyor. Her üç kadından biri şiddete uğruyor, her 4 saatte 1 kadına tecavüz ediliyor. Ayrımcılık ve aşağılamaya maruz kalan kadınların cinayet zanlıları ‘iyi hal’ ceza indirimleri alıyor, çocuk yaşta evliliklere yasal kılıflar bulunuyor, çocuk istismar paketlerine ‘zina’ dahil ediliyor.  Evde kalıp ailesinin bakımını mı üstleneceğine yoksa düşük ücretle ve esnek olarak patronlar için mi çalışılacağına kapitalizmin gericiliği tarafından karar verilen kadının nerede güleceğine, kaç çocuk doğuracağına, ne zaman işe başlayacağına karışılıyor.
8 MART’IN ORTAYA ÇIKIŞI
8 Mart’ın kadınlar için gerçekte ne anlam ifade etmesi gerektiğini aslında 8 Mart’ın tarihi açıklıyor. 8 Mart tarihi iki önemli tarihsel olayla birlikte dünyada kadın mücadelesinde yerini aldı. 8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve gitti. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadarki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Bundan 60 yıl sonra, 1917’nin 8 Mart’ında ise ‘ekmek ve barış’ sloganıyla sokaklara dökülen Petrogradlı Rus dokuma işçisi kadınlar Şubat Devrimi’ nin fitilini ateşleyen grevleri başlattılar. 8 Mart bu iki tarihin yıldönümü olduğu için emekçi kadınlar için önemlidir. Bu tarih sonrasında sosyalist mücadelenin de önemli bir referansı haline geldi. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra 1921 yılında Moskova’da düzenlenen II. Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edildi.
TÜRKİYE’DE 8 MART
Türkiye’de 8 Mart ilk kez 1921 yılında Ankara yakınlarında bir bağda gerçekleştirilen anma toplantısında Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi kadınlar tarafından kutlandı. 8 Mart Uluslararası Kadınlar Gününün önemini açıklayan bildirinin okunduğu toplantıda kadınların yaşam koşullarını düzeltmek ve onlara iş sağlamak için bir kadınlar örgütü seçildi. Türkiye’de kamuya açık ilk 8 Mart etkinliği 1975 tarihlidir ve bu kutlama TKP’nin kadın örgütlenmesi İlerici Kadınlar Derneği (İKD) tarafından düzenlenmiştir. İstanbul Osmanbey’deki 500 kişilik Dostlar Tiyatrosu’nda düzenlenen toplantıda günün önemini anlatan konuşmalar yapılmış, şiirler okunup, türküler söylenmiştir. Ayrıca 1976 yılında yapılan İKD kongresinde 8 Mart’ın kadınlar için resmi tatil günü ilan edilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) nezdinde girişimler yapılması planlanmıştır. Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesinin sonrasında dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılamamıştır.
KADINLARIN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI SÜRÜYOR
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Türkiye’de ve pek çok ülkede emekçi kadınların mücadele günü olarak sokaklarda, meydanlarda binlerce kişi tarafından kutlanıyor. 8 Mart’ın ortaya çıkışı, sekiz saatlik işgünü ve eşit işe eşit ücret talebi, sonraki yıllarda kadınların eşitlik ve özgürlük arayışı incelendiğinde 8 Mart’ı yaratan tüm süreçlerin sınıfsal olduğu görülüyor. İşte bu sınıfsal bakış Dünya Kadınlarına bir mücadele günü olarak 8 Mart’ı armağan etti.