Saray Doğayı Koruma Derneği, rant ve kar hırsıyla ormanlarımızı katleden şirketlere karşı verdiği hukuk mücadelesini sürdürüyor. Derneğin talebi doğrultusunda Tekirdağ İdare Mahkemesinin görevlendirdiği bilirkişi heyeti Güngörmez Mahallesindeki Alevtaş Madenciliğe ait Metagranodiyorit (Mıcır) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinde incelemelerde bulundu. 2017 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ÇED Gerekli Değildir kararı alarak faaliyete başlayan firmanın bugüne kadar yaptığı orman katliamı, bilirkişi heyeti incelemesinde bir kez daha görüntülendi. Ormanların ‘üstün kamu yararı var’ denilerek katledildiğine dikkat çeken Saray Doğayı Koruma Derneği Başkanı Avukat Mustafa Kurtul Karabulutlar, “Ormanlarımızı çatır çatır kesiyorlar, buduyorlar, sonra da bizim karşımıza geçip ‘üstün kamu yararı vardır’ diyorlar. Yalan söylüyorlar. Yapmaya çalıştıkları tek şey kamuya ait, orada yaşayan halka ait yerleri ucuza parselleyip rant ve kar elde etmek. Ama şunu bilsinler ki bu ormanlar sahipsiz değil. Biz dernek olarak hukuksal mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz. Ama bu işin çözümü hukuki olduğu kadar kamuoyu baskısı yaratarak, oradaki insanların aktif dirençleri ile sonuca ulaşılacak şeyler. Ormanlarımıza, yaşam alanlarımıza hep birlikte sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.

Saray Doğayı Koruma Derneği’nin talebi doğrultusunda Salı günü Güngörmez Mahallesi’nde ormanlık alan içindeki Alevtaş Madenciliğe Mıcır Ocağı’nda 5 kişilik Bilirkişi Heyeti incelemelerde bulundu.
FOTOĞRAFLAR ORMAN KATLİAMINI ORTAYA ÇIKARDI
Bilirkişi Heyetinin yaptığı inceleme çalışmalarına katılan Saray Doğayı Koruma Derneği yetkilileri, proje dosyalarında kurum görüşlerinin eksik olduğunu, geçmiş dönemde köylülerin tepkisi nedeniyle halkın katılımı toplantılarının yapılamadığını, Tekirdağ İdare Mahkemesinin söz konusu proje için ÇED Gerekli Değildir kararını iptal ettiğini belirterek, Alevtaş Şirketinin hukuksuz bir şekilde faaliyet gösterdiğini ifade etti. Heyetin inceleme çalışmaları sırasında bölgeden fotoğraf ve video çeken Saray Doğayı Koruma Derneği yetkilileri, 2 yıllık süreçte Güngörmez Ormanlarında yaşanan katliamı tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdi. Maden, Çevre, Jeoloji ve Orman Mühendisi ile Şehir ve Bölge Plancısından oluşan heyet, 1 ay içerisinde hazırlayacağı raporu dava taraflarına sunacak.
“ÖNEMLİ OLAN YÜRÜTMENİN DURDURULMASIDIR”
Bilirkişi Heyetinin incelemesinin ardından Saray Doğayı Koruma Derneği Başkanı Mustafa Kurtul Karabulutlar süreçle ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Alevtaş şirketinin 2017 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığından aldığı ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararıyla birlikte yaklaşık 100 hektarlık ormanlık alanda faaliyete başlaması üzerine Saray Doğayı Koruma Derneği olarak hukuk mücadelesi başlatmış ve Tekirdağ İdare Mahkemesine yürütmenin durdurulması ve ÇED Gerekli Değildir kararının iptali istemiyle dava açmıştık. 2018 yılında Bilirkişi Heyetinin yaptığı inceleme ve hazırladığı rapor doğrultusunda sonrası Tekirdağ İdare Mahkemesi ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını iptal etti. Ancak yürütmenin durdurulmasına karar vermedi. Mahkemenin ÇED Gerekli Değildir’ kararını iptali etmesi üzerine şirket ÇED sürecini başlatmak zorunda kaldı. Biz de dernek olarak, bu ocağın ‘başta çevre ve insan sağlığı ile orman bütünlüğüne ve yeraltı-yerüstü su kaynaklarına telafisi imkânsız zararlar vereceğini belirterek, Tekirdağ İdare Mahkemesine yürütmenin durdurulası talebiyle 2’inci bir dava açtık. Bu dava kapsamında talebimiz doğrultusunda Bilirkişi Heyeti faaliyet sahasında inceleme yaptı. Tüm bu süreç içinde asıl önemli olan yürütmenin durdurulmasıydı. Mahkeme yürütmenin durdurulması yönünde karar vermediği için bugün bu şirket ormanlarımızı yok etmeye devam ediyor.”
“ORMANLARIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Çevre mücadelesinde hukuksal mücadelenin tek başına yeterli olmadığını üstüne basa basa vurgulayan Avukat Karabulutlar, “Birçok dernek, çevre örgütü, vakıf, siyasi parti, yöre halkı, muhtarlık Termik ve Nükleer Santrallere, taş ocaklarına, maden firmalarına, RES’lere ve HES’lere karşı mücadele ediyor, dava açıyor. Ama bu işin çözümü hukuki olduğu kadar kamuoyu baskısı yaratarak, oradaki insanların aktif dirençleri ile sonuca ulaşılacak şeyler. Sadece dava açmak bir iş için yeterli değil. Evet, bu mücadele araçlarından bir tanesi ama yeterli bir şey değil. Ormanlarımızı çatır çatır kesiyorlar, buduyorlar, sonra da bizim karşımıza geçip ‘üstün kamu yararı vardır’ diyorlar. Her şirket aynı açıklamayı yapıyor; ‘Bizim yola, bizim inşaata ihtiyacımız var. Ülkemizin gelişmesini engelleyen bazı kişiler biz yani bu davaları açıp engellemeye çalışıyor’ diyorlar. Yalan söylüyorlar. RES’lerde de, HES’lerde de, maden ocaklarında da yapmaya çalıştıkları tek şey kamuya ait, orada yaşayan halka ait yerleri ucuza parselleyip rant ve kar elde etmek. Ormana proje yapılmaz, yapılamaz. Yapan da kamu menfaati adına yapmıyordur bu işi. Bu işi ucuza mal ettiği, ormanları çok ucuza kiraladığı, satın aldığı için yapıyordur. Bizim aklımızla dalga geçmesinler. Kendi cepleri dolacak diye kamu yararı kılıfına sokmasınlar bu işi. Şirket bir açıklasın bakalım bu işlerden ne kadar kar ediyor? Nasıl bir kamu yararı imiş görelim. Alevtaş Madencilik ne kadar yatırım yapmış? Kaç para kazanmış? Orman içinde faaliyet yürüten her şirket bunu yapsın. Neden devlet arazileri ve ormanları dışında başka bir yerden, bir kişiden yer kiralayıp veya satın alıp faaliyet yürütmüyorlar. Yapmazlar çünkü çok karlı olmaz. ‘Devletin malı deniz, devletin malı orman yemeyen keriz’ anlayışıyla ne yaparsak kardır diye düşünüyorlar.  Ama şunu bilsinler ki bu ormanlar sahipsiz değil. Biz dernek olarak hukuksal mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz. Ormanlarımıza, yaşam alanlarımıza hep birlikte sahip çıkmaya devam edeceğizdedi.