Tekirdağ İdare Mahkemesi, Tekirdağ Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Akçansa’ya verdiği ‘ÇED Olumlu’ kararı ile Alevtaş Madenciliğe verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararının iptaline karar verdi. Tekirdağ İdare Mahkemesinin kararlarını değerlendiren Saray Doğayı Koruma Derneği Başkanı Avukat Mustafa Kurtul Karabulutlar, “İdare Mahkemesinin verdiği kararlar önemli olsa da yeterli değil. Saray Doğayı Koruma Derneği olarak bu davaları açarken yürütmeyi durdurma talebiyle açmıştık. Mahkeme yürütmeyi durdurma vermediği sürece bu firmalar ormanlarımızı, su kaynaklarımızı,  yaşam alanlarımızı ve o bölgede yaşayan insanların geçim kaynaklarını yok etmeye devam ediyor. Doğaya yönelik bu saldırıları sadece dava açarak, hukuk mücadelesi vererek de durduramayız. Ormanlarımıza ve yaşam alanlarımıza yönelik saldırıları durdurmak için topyekun mücadele şart” dedi.

Güngörmez Mahallesi’ndeki ormanlık alanda faaliyete başlayan Mıcır Ocağı’na ve Kavacık Mahallesi’nde yerleşim yeri sınırına dayanan Kalker Ocağı’na Tekirdağ İdare Mahkemesi ‘dur’ dedi.
MAHKEME ÇED KARARLARINI İPTAL ETTİ
Saray Doğayı Koruma Derneği, Tekirdağ Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Kavacık Mahallesi’nde faaliyet gösteren Akçansa’ya verdiği ‘ÇED Olumlu’ ve Güngörmez Mahallesinde faaliyet gösteren Alevtaş Madenciliğe verdiği ‘ÇED Gerekli değildir’ kararının iptali için yürütmeyi durdurma talebiyle Tekirdağ İdare Mahkemesine dava açmıştı. Doğayı Koruma Derneği’nin talebi üzerine Bilirkişi heyeti iki ocakta da inceleme yapmış ve hazırladığı raporu Tekirdağ İdare Mahkemesi’ne sunmuştu. Bilirkişi raporlarını inceledikten sonra kararını açıklayan Tekirdağ İdare Mahkemesi, binlerce yılda oluşmuş ekosistemin yok edildiğini belirterek, Çevre ve şehircilik Müdürlüğü’nün ÇED olumlu ve ÇED Gerekli değildir kararlarını iptal etti.
MASA BAŞINDA HAZIRLANAN ÇED DOSYALARINA YİNE MASA BAŞINDA ONAY VERİLİYOR
Tekirdağ İdare Mahkemesinin kararlarını değerlendiren Saray Doğayı Koruma Derneği Başkanı Mustafa Kurtul Karabulutlar, şunları ifade etti:
“Tekirdağ İdare Mahkemesi, Tekirdağ Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün verdiği ‘ÇED Olumlu’ ve ‘ÇED Gerekli değildir’ kararlarını bozarak, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne işinizi doğru yapın mesajı vermiştir. Dernek olarak bütün Halkın Katılımı Toplantılarında Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü yetkililerine sadece prosedürü yerine getirmek için iş yaptıklarını söylüyoruz. Ormanlara, yerleşim alanlarına yakın yerlere, su gibi insanların yaşam kaynaklarının bulunduğu yerlere yapılacak projelerde Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü yetkililerin yerinde inceleme yapması mutlak bir zorunluluktur. Ama ne yazık ki bu zorunluluğu yerine getirmiyorlar. Masa başında hazırlanan ÇED dosyalarına yine masa başında onay veriliyor. 2016 yılında Bakanlığının hazırladığı Çevre Denetim Raporu bu durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. 2016 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan (ÇED) Yönetmeliği kapsamında 59 bin 732 proje için görüş istenmiş.  Bakanlık, enerji, ulaşım, madencilik gibi sektörlerden yapılan bu başvurulardan 54 bin 357 proje için ÇED sürecine dahi gerek duymamış. 4 bin 457 projede ise ÇED olumlu kararı veren Bakanlık, sadece 46 proje için olumsuz görüş bildirmiş. Bu veriler Çevre ve Şehircilik Bakanlığının çok açık şekilde şirketlerden yana taraf olduğunu gösteriyor.
YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERİLMELİYDİ
Mahkeme ‘ÇED Olumlu’ ve ‘ÇED Gerekli değildir’ kararlarını bozmuş olsa da, bu kararın yeterli olmadığını düşünüyoruz. Doğayı Koruma Derneği olarak 14 ay önce bu davaları açarken yürütmeyi durdurma talebinde bulunmuştuk. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermediği için bu firmalar 14 aydır ormanlarımızı, su kaynaklarımızı,  yaşam alanlarımızı ve o bölgede yaşayan insanların geçim kaynaklarını yok etmeye devam ediyor. Bugün Kavacık’ta, Güngörmez’de ve Safaalan’da eskiden orman olan onlarca hektar alanda ne bir ağaç ne de bir canlı kaldı. Elde kalan tek şey bu firmaların her şeyden çok sevdiği taştır.
YAŞAM ALANLARIMIZA HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKMALIYIZ
Birkaç tane firma karına kar katacak diye, ormanlarımız her geçen gün yok ediliyor. Bu saldırıyı sadece dava açarak durduramayız. Yaşam alanlarımıza hep birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Özelikle ormanlarımız bu bölgede yaşayan insanlar için önemli bir geçim kaynağıdır. Taş Ocakları, RES’ler ve TürkAkım gibi projelerin bu bölgede yoğunlaşması demek, bölge insanın geçim kaynaklarını kaybetmesi demektir. Bizler buralarda yaşayan ve yaşayacak başka yeri olmayan insanlar olarak toprağımıza, suyumuza ve ormanlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Topyekun şekilde bir mücadele verirsek, yaşam alanlarımıza yönelik bu saldırıyı geriye püskürtebiliriz.”