CHP Tekirdağ Milletvekili ve Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. İlhami Özcan Aygun, AKP’nin tarımda yaşanan krizi aşmak için getirdiği modelin çok daha büyük krizler yaratacağı uyarısını yaptı. Aygun, “Tarım sektörü Holding kurarak yönetilemez. Çiftçimiz ve kırsal kesim özel sektörün insafına bırakılamaz. Devlet, sosyal devlettir. Tarım holdingleşirse, çiftçi kalmaz” dedi.

Aygun, Türkiye’yi 12 bölgeye bölüyor, il ve içe tarım müdürlüklerini kaldırmak istiyorlar. Bunların hepsini sözde ‘Tarımda Milli Birlik’ adı altında yapıyorlar. Milli Birlik Kooperatifini Holding’in hizmetine sunmak ise tarımda milli birlik değil, kartel birliği oluşturmaktır. Belli ki projeyi hazırlayanlar tarım sektöründen gelmiyor. Bu projeyi Holding sahipleri hazırlamış gibi duruyor” dedi. Aygun, yeni modelde taşra teşkilatına permansa göre prim verilmesinin planlandığını, bunun da çiftçiyi kartellere yem edeceği uyarısını yaptı.
“TÜRK TİPİ TARIM!”
Aygun, tarımdaki çöküşü gidermek için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı “Tarımda Milli Birlik Projesi’ni değerlendirdi. Yeni yapılanmanın “Türk Tipi Tarım ve Orman Yönetimi” adıyla piyasaya sürülmek istendiğini anlatan Aygun, şöyle devam etti:
“Oysa tarımdaki sorun, yapıdan ziyade yanlış yönetim anlayışından kaynaklanıyor. Tarım Bakanlığı, AKP iktidarına kadar Türkiye’yi gıdada kendi kendine yetebilir yedi ülke arasına sokmuş, ihracat rekorları kırmıştı. AKP, liyakatsız kadroları yönetime getirip, planlama ve stratejiyi rafa kaldırınca tarım da çöktü!”
Aygun, getirilmek istenen modelin “Türk tipi Tarım ve Orman Yönetimi” adıyla servis edildiğine işaret ederek “Esasında bu yapı Holding tipi Tarım ve Orman Yönetimidir” vurgusunu yaptı.
Aygun, daha sonra eleştirilerini şöyle sıraladı:
“YÜZDE 50’Sİ ÖZEL SEKTÖRE AİT SEMERAT HOLDİNG!”
“AKP; esasında hazırladığı Tarımda Milli Birlik Projesi ile gıda enflasyonuna neden olan tarımdaki çöküşü kabul etmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulan projede, tarımdaki plansızlığı ve yetersizliği, yüksek girdi maliyetlerini, değer zincirindeki kopukluğu itiraf etmiştir. Sorunu kabul etmiş ancak çözümü yine yanlış reçetelendirmiştir! Çünkü AKP gıdada yaşanan sorunu; tarım eko sistemindeki çok parçalı yapıda görmekte, tarımın ana aktörlerini yok sayarak, içinde uluslararası şirketlerinde yer aldığı yüzde 50’si özel sektöre ait bir Holding kurmaktadır.
Semerat Holding adlı bu yapı; Ülker, ETİ, Sütaş, Namet, Unilever, TK Holding, Kastamonu Entegre, Migros, Borsa gibi özel sektör şirketlerden oluşacak. Bu Holding’in yüzde 35’i Milli Birlik Kooperatifi, yüzde 15’i ise Toprak Mahsulleri Ofisi, Türk Şeker, Çay Kur gibi KİT’lerden meydana gelecek. Yani Milli Birlik Kooperatifi, Holding’in ana omurgası olmadığı gibi özel sektöre hizmet edecek. Bu kooperatif mantığına da aykırı. Bu anlayışla tarım sektörü nasıl ayağa kaldırılabilir?”
MİLLİ BİRLİK KOOPERATİFİ DEĞİL SANKİ YENİ BÜROKRASİ KOOPERATİFİ!
Dr. İlhami Özcan Aygun, AKP’nin kurmak istediği Milli Birlik Kooperatifi’nin Japonya örneği aldığını, ancak bunu uygulamadığını söyledi. Tarım Kredi Kooperatiflerinin yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatı ile Orman Genel Müdürlüğü’nün birleştirilerek Milli Birlik Kooperatifi adıyla yeni bir yapı kurulmak istendiğini açıklayan Aygun, şöyle devam etti:
“Hem tarımda çok parçalı eko sistemden şikâyet edecek hem de yeni bir bürokrasi yaratacaksınız! Türkiye’nin her ilinde tarım il ve ilçe müdürlükleri varken; Türkiye’yi 12 bölgeye, her bölgeyi de 5 birime böleceksiniz! Bu her birime de tarım müdürü, su müdürü, balıkçılık müdürü, orman müdürü atayacaksınız! Sorarım, illeri yeni havzalara bölmenin, bürokrasiyi genişletmenin altında neler yatmaktadır? Ülke, holdingler kurarak yönetilemez. Çiftçi kan ağlıyor. Ülke şirket gibi yönetilmez. Devlet, sosyal devlettir. Kırsal kesimi holdinglerin özel sektörün insafına bırakırsanız tarımı tamamen dinamitlersiniz, üretim yapacak çiftçi bulamazsınız!”
KOOPERATİFLERE PERFORMANSA GÖRE PAY!
Yeni sistemin tarımdaki kapitalist süreci kurumsallaştıracağı uyarısını yapan Aygun, “Yeni modelde taşra teşkilatına yani Milli Birlik Kooperatiflerine permansa göre pirim vermeyi planlıyorlar. Bu tarım sektörünü kartelleştirmektir. Tarımın ana aktörlerine performansa göre prim verilmesi, ezilenin daha çok ezilmesidir” diye tepki gösterdi.
Aygun, Türkiye’deki 82 milyon nüfusun 6.3 milyonunun belde ve köylerde yaşadığına işaret ederek, madde madde şu tespitleri yaptı:
“Kırsal kesimi cazibe merkezi haline getirmeye dönük tek bir projeksiyon yapmayan Tarım Bakanlığı, bu haliyle sorunları çözemez! Tarım Bakanlığı, yüzde 14.7’ye ulaşan işsiz nüfusu patates-soğan kuyruğundan çıkarıp, nasıl üretici yapacağını düşünmelidir. İşsiz sayısı 5 milyona dayandı. Bu nüfusu nasıl kırsal kesime yönlendirebiliriz, bunun planı yapılmalıdır!
Holding kurmak, Milli Birlik Projesi olamaz. Çiftçiye mazotu kaça satacaksınız, gübreyi kaça satacaksınız, tohumu kaça satacaksınız, yemi kaça satacaksınız, tarım ilacını kaça satacaksınız? Bu sorulara cevap verilmeden yapılan proje ile sınıfta kalırsınız! Yeni bürokrasi oluşturarak, yeni makamlarla birilerine koltuk hazırlamak Milli Birlik Projesi değil Tarımı Bitirme Projesi’dir. Projenin başında Ahilik sistemini referans aldıklarını söyleyenler, kapitalizmi kurumsallaştıran proje ile çiftçiye değil, özel sermayeye hizmet ediyor! Bakanlığın silkinmesi lazım. Tarım dışı eğitim almış kişileri yönetici yaparsanız, ziraat mühendisi ve veteriner sayısını azaltırsanız, atamalarda liyakati değil yandaşlığı esas alırsanız; çiftçi ve devlet arasındaki tüm bağı koparırsınız!
Çiftçi holdinglere teslim edilemez! Çiftçiyi elindeki araziden de edecek bu projeyi rafa kaldırmalısınız. Bakanlık acilen ehil kadrolara teslim edilmeli, ziraat mühendisleri branşlarına göre atanmalıdır. Kapatılan köy grubu teknisyenlikleri yeniden açılmalıdır! Köy Enstitüleri’nin 79. kuruluşunu kutladığımız bugünlerde önümüzdeki model kırsal kalkınmayı esas alan eğitim içinde üretim modelidir.”