Gıda fiyat enflasyonunun yılsonunda yüzde 30’a dayandığı ve çiftçinin maddi yokluk nedeniyle üretimden çekildiği dönemde;  birçok çiftçiye 2017 yılına ait organik tarım desteği, tohum desteği, tohumculuk, sertifikalı fidan desteği, hububat fark ödemeleri desteği halen yapılamadı. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye soru önergesi veren CHP Tekirdağ Milletvekili ve Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. İlhami Özcan Aygun, “Çiftçiye üvey evlat muamelesi yapılmaya devam eden hükümet, gıda fiyatlarını iyice uçuracak. Çiftçi tarlasını satacak ve olan millete olacak. Her şeyi yurtdışından ithal edeceğiz!” uyarısında bulundu.

AYGUN’DAN BAKAN PAKDEMİRLİ’YE SORU YAĞMURU
Aygun, OECD ülkeleri içinde gıda fiyatları en yüksek ülkelerden biri haline gelen Türkiye’de umudu ithalatla bağlayan hükümetin çiftçiye üvey evlat muamelesi gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin, kendi topraklarını tarıma kazandırmak yerine, Sudan’dan TİGEM üzerinden 780 bin 500 hektar araziyi 99 yıllığına kiralamasının, ülke potansiyelinin adeta çöpe atılması olduğunu kaydeden Aygun, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin şu sorulara yanıt vermesini istedi:
1) Türkiye’de 2002 yılında kaç hektar tarım alanı vardır? Tarım alanları 2018 yılında kaç hektara düşmüştür? Tarım alanlarındaki gerilemeyi hangi gerekçe ile açıklıyorsunuz?
2) Kaç çiftçiye 2017 yılına ait ayçiçek prim desteği, organik tarım desteği, tohum desteği, tohumculuk, sertifikalı fidan desteği, hububat fark ödemeleri desteği ödenmemiştir?
3) Türkiye’de 2018 yılında 3 milyon 697 bin hektar alan nadasa bırakılmıştır. Hâlbuki nadas yerine alternatif ürün politikası ile tarım içinde tutulabilecek topraklar, üretim dışına atılmıştır. Nadasa bırakılan topraklarda yem bitkisi başta olmak üzere alternatif ürünler üretilerek, en başta dışarıdan saman ithalatını kesmek mümkün değil midir? Böyle bir çalışma başlamış mıdır?
4)Sudan’dan arazi kiralanmasının nedeni nedir? Türkiye’deki atıl toprakları tarıma kazandırmak ve arazi birleştirmeyi daha etkin kılmak amacıyla geliştirdiğiniz bir projeniz var mıdır?
5) Tarım sürekli kan kaybederken, birinci sınıf tarım arazilerinin imara açılmasına engel olacak mısınız?
6) 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 4’üncü maddesi gereğince tarım politikalarının nihai amacı, tarım sektöründeki refah düzeyini yükseltmektir. Sayıştay Raporu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çiftçi destekleme politikalarının sonuçlarını araştırmadığını ortaya koymaktadır. 2017 yılında Bakanlıkça tarımsal destek ödemeleri için 12.899.337.000,00 TL ayrılmıştır. Sayıştay Raporunda, bu desteklemelerin ülke ekonomisi ile tarımsal politikaların amaçlarına ne derece etki ve hizmet ettiği, çiftçilerin desteklerden memnuniyet derecesinin ölçümü gibi etki analizlerinin raporlanamadığı eleştirisi yapılmıştır. 2019 yılında böyle bir analiz yapmayı düşünüyor musunuz?
7)Türkiye’de buğday ve arpa rekoltesinde mevsim şartlarından dolayı yüzde 25 ile yüzde 35 arasında düşüş yaşanmıştır.  İklim şartlarındaki değişim, gübre ve mazot fiyatlarındaki artış nedeniyle çiftçilerimiz maliyetlerini karşılayamaz hale gelmiş, hatta elindeki toprakları satmaya başlamıştır. Satılan arazileri, rantçılar havada kapmaktadır. Bu kör gidişi durdurmak için çiftçilerimize yeni destek politikaları uygulayacak mısınız? Buğdayda 9 yıldır aynı tutulan 5 kuruşluk prim desteği Bakanlık’ın yeni kararı ile 10 kuruşa çıkarılmıştır. Bu desteği yeterli görüyor musunuz?

8)DAP gübresinin kilogram fiyatı ise 2017’de 1,34 TL iken 2018 yılında yüzde 130 artışla 3,1 TL’ye fırlamıştır. Bakanlık olarak gübre fiyatlarında yaptığınız indirim ise yüzde 15 düzeyinde kalmıştır. Üstelik çiftçi, bu ödemeleri ancak 2020 başında alabilecektir. Çiftçinin üretimden çekilmemesi için ekim öncesinde “ekim avansı” adıyla bir ödeme yapmayı düşünür müsünüz?