Saray’da 2014 yılından bu yana konfeksiyon alanında üretim yapan EROS Tekstil, yeni yatırımlara imza atmaya hazırlanıyor. Aylık bir buçuk milyon TL’lik ciro ile Saray’a önemli bir katma değer sağladıklarını ifade eden EROS Tekstil Üretim Koordinatörü Mustafa Gökaydın,Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda Saray’da yer araştırıyoruz. Kendi binamızı yapıp lojistik merkezimizi de buraya çekmek ile ilgili çalışmalarımız var. 150 yeni istihdam sağlayacak bu çalışmayla ilgili sunumumuzu yönetim kuruluna yaptık. Eğer onaylanırsa yıl sonuna doğru çalışmalara başlayacağız” açıklamasında bulundu. EROS Tekstil’in Saray’daki tesislerinde ürettiği ürünlerle yurt dışına açıldıklarını da dile getiren Gökaydın, “Türkiye’de kabul edilen bir markayız. Önümüzdeki hedefimiz ise dünyada kabul edilen bir marka olma yolunda ilerlemektir” dedi.

EROS Tekstil Üretim Koordinatörü Mustafa Gökaydın, Saray’daki üretim tesislerinde gazetemizi ağırladı. EROS Tekstil Fabrika Müdürü Abdülkerim Laçin ve EROS Tekstil İdari ve Mali İşler Müdürü Mehmet Şahin’le birlikte gazetemiz çalışanlarına fabrikayı gezdiren Gökaydın, kendisine yönelttiğimiz sorulara da cevap verdi.
Öncelikle EROS Tekstil hakkında sizden bilgi alabilir miyiz?
Eros Tekstil 2014 yılından beri Saray’da faaliyet gösteriyor. Şuanda Saray’da çalışan toplam 300 personelimiz var. İstanbul merkezde 160, mağazalarımızda da toplam 400 kişi çalışıyor. Bunlarla beraber direkt çalıştığımız atölye tarzı tedarikçilerimizle beraber toplamda minimum 1250 kişiye direkt istihdam sağlayan bir kurum durumundayız. Üretimimizin yüzde 95’ini Saray’daki fabrikamızda yapıyoruz.
Peki, EROS Saray’daki fabrikasında neler üretiyor?
Saray’da özellikle konfeksiyon tarafını, pijama takımı ve erkek iç çamaşırlarını bu fabrikada üretiyoruz. Onun dışında bayan iç çamaşırı olarak mayo tarafımızda var ama onların üretimi burada gerçekleşmiyor. Onların üretimlerinin bir kısmını ticari satın alma yapıyoruz. Biz normalde burada yaptığımız üretimin kumaşlarını, aksesuarlarını biz kendimiz satın alıp kendimiz üretiyoruz. Direkt dışarıdan bu ürünü istiyoruz deyip satın aldığımız ürünler de var. Kadın iç çamaşırını dışarıdan satın alma yapıyoruz. Onun haricinde mağazalarımızdaki plaj havlusu, plaj terliği, panduf tarzı ürünleri direkt ticari satın alma yapıyoruz. Onun dışında mayoyu dışarıda fason üretim yaptırıyoruz İstanbul’daki ekibimizle beraber. İleriki dönemde yılın ikinci yarısından sonra ya da yılın sonuna doğru burada da mayo için bir üretim hattı kurup burada üretime başlamayı hedefliyoruz. Bununla beraber proje sonuçlandığında en az 100 kişi daha artı istihdam sağlamayı düşünüyoruz.
Ne kadar ciro elde ediyorsunuz? Yeni yatırım hedefleriniz var mı?
EROS’un, fabrikamızın normal cirosu aylık 1 buçuk milyon TL. Bunun yarısından fazlası maaş olduğu için zaten Saray’da kalıyor. Yani yaklaşık 900 bin lirası Saray’da kalıyor. Onun dışındakiler elektrik, su, kira vs. Bu da Saray için yabana atılmayacak bir rakam. Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda bölgede bir yer araştırıyoruz. Kendi binamızı yapıp lojistik merkezimizi de buraya çekmek ile ilgili çalışmalarımız var. Biz bununla ilgili sunumumuzu yönetim kuruluna yaptık. Lojistik merkezimizde yaklaşık 50 kişilik bir istihdam olacak. Mayo ile beraber projelerimizi gerçekleştirebilirsek, bu sayı 150’ye yükselecek. Bu da şuandaki çalışan sayısını yüzde 50 arttırmak anlamına geliyor. 300 çalışanı 450’ye kadar çıkartmayı hedefliyoruz. Yer önceliğimiz tabi ki Saray, şuanda birkaç yer var. Saray’ın ileri gelenlerinden birkaç kişi öncülük etti. Kaymakam Bey, Belediye Başkanı o konuda desteklerini esirgemediler. Birkaç yer önerildi. Bu yerleri yönetim kurulumuza projelendirip sunduk. Eğer onaylanırsa yılın sonuna doğru çalışmalara başlayacağız.
Yurt içinde tanınan bir firmasınız. Yurt dışına da açılma hedefleriniz var mı?
Evet, şuan yurt dışı ile ilgili ciddi bir çalışmamız var. Oradaki ekibi biraz daha güçlendirdik. Şuanda Arap ülkeleri ile başladık. Katar ve İran gibi ülkelere ihracat yapıyoruz. Onun dışında Fransa ve İtalya pazarına da girmek için şuanda ciddi bir çalışma yapıyor arkadaşlar.
Ülkenin ekonomik olarak tıkanma yaşadığı bir süreçte sizin önünüze büyüme hedefleri koyduğunuz görülüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
EROS, krizleri hep fırsata çevirmeyi bilen bir şirket olmuş geçmişte. Bundan sonra da öyle olacak. Bizim 2019 hedefleri aramızda mağaza sayımızı arttırıp, 100’e çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Şuanda bu hedefleri gerçekleştirerek devam ediyor. Çünkü marka bilinirliliği, kalitesi tercih edilmesine sebep oluyor diğer rakiplerimizle beraber. Zaten biz kendi alanımızda en iyi olduğumuzu düşünüyoruz. Hem pijama, hem çamaşır hem de mayo tarafında koleksiyonlarımızla, kumaşlarımızla burada yaptığımız üretim kalitesiyle diğerlerinin arasından sıyrıldığımızı, müşterimizin gözünde belli bir noktaya geldiğimizi düşünüyoruz. Buda müşterilerimizin bizi talep etmesinin yanında bizim büyümemizi, belli bir noktaya gelmemizi sağlıyor. Türkiye’de kabul edilen bir marka olarak bunun ihracat tarafını da güçlendirerek bunu dünya çapında da yayıp, dünyada kabul edilen bir marka olma yolunda ilerleme hedefindeyiz.
Saray’da önemli bir istihdam sağlıyorsunuz. Sizin çalışanlarınıza, çalışanlarınızın ise size yaklaşımı nasıl?

Etraftaki birçok işletme sahibi bölgedeki insanların çalışmasını beğenmese de biz o anlamda çok razıyız onlardan. Biz geçenlerde toplantı yapıp çalışanlarımıza da bunu anlattık. Çalışmaları, disiplinleri, iş ahlakları bence gayet olumlu ve güzel. İçeride de güzel mutlu, huzurlu bir çalışma ortamımızın olduğunu düşünüyorum. Bunu bozmaya çalışanlar oluyor ama çalışanlarımız buna müsaade etmiyor. Karşılıklı uyumlu güzel bir çalışma ortamımız var. Biz verim anlamında istediğimizi alabiliyoruz. Onlar da istediğimizi verdikleri için prim sistemi uyguladık. Başarıyı primle ödüllendirmeye, taçlandırmaya çalışıyoruz.
Çalışanlarınıza ne gibi haklar sunuyorsunuz? Sizi diğer firmalardan ayıran özellikleriniz var mı?
Tekstil sektöründe maalesef birçok firma asgari ücret üzerinden sigortaları gösteriyor. Bizim o anlamda kayıt dışı hiçbir şeyimiz yok. Yemeklerimizi mümkün olduğu kadar iyi çıkarmaya çalışıyoruz. Biz burada yöneticiler olarak içerideki işçi ne yiyorsa onlarla aynı yemeği beraber yiyoruz. Dilek şikayet kutularımız var. İşçi temsilcisi var, onunla 15 günde bir, bir araya geliyoruz. Fabrika Müdürümüz zaten devamlı imalatın içinde, arkadaşlarla bire bir temas halinde. Ona çok rahat ulaşabiliyorlar. O anlamda arkadaşlarla konuştuğumuzda yeni yönetimden yaklaşım, tutum, davranış ve ihtiyaçlarının giderilmesi olarak memnunlar. Bunların yanında avans sistemi var bizde. Genelde ayda 1 kez maaş verilir. Bizim maaşlarımız hiç sarkmaz devlet dairesi gibi. Ayın 5‘inde bizim maaşlarımız direkt hepsi bankaya yatar, elden para ödemeyiz biz. Onun dışında eğer bir sıkıntısı varsa ayın 15’inde maaşın yarısını kadar avans kullanabiliyor. 1 yılı geçtikten sonra maaşının tamamını 4 taksitli avans olarak kullanabiliyor. Bu tarz onları rahatlatabilecek şeyler yapmaya çalışıyoruz elimizden geldiğince. İşte Ramazan girdi, önceki gün erzaklarımızı dağıttık. Bizim diğer firmalara göre en büyük artımız maddiyattan çok manevi. Burada çalışanlarımızın bir çoğu kadın, çoluk çocuk sahibi. Bizde çok fazla mesai olmaz. Akşam çıkarlar, bilirler ki evlerinde olacaklar belli bir saatte. Onun için daha rahat çalışıyorlar. Çalışma saatlerini aşacak çok bir çalışmamız olmuyor. Vardiya sistemimiz yok. Sabah 8’de iş başı yapıyorlar, akşam 6’da çıkacaklarını biliyorlar. Çok istisnai şeyler olmazsa. O zaman da gönüllüleri bırakmaya çalışıyoruz. Ya da yoğunluk olursa Cumartesi günleri çalışma yapıp kapatmaya çalışıyoruz. Bu da tabi bizi diğerleri arasında biraz daha seçici kılıyor çalışanlar açısından.

Saray’da faaliyet gösteren bir firma olarak sosyal sorumluluk anlamında yaptığınız çalışmalar var mı?
Belediyenin Mavi Masası ile devamlı istihdam anlamında kontak halindeyiz. Onların bize yönlendirdiği kişiler oluyor. Özellikle son dönemde bu engelli kadrosuyla ilgili bizim açığımız vardı onların da bu anlamda bizden destek beklentisi vardı. Onunla ilgili görüşüyoruz, devamlı irtibat halindeyiz. Onların bize yönlendirdiği gerçekten ihtiyaç sahibi kişiler oluyor. Biz de bu noktada yapabileceğimiz bir şey varsa, mümkün olduğu kadar yapmaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz dönemde Belediye Saray’daki öğrencilerin TÜYAP’a taşınmasıyla ilgili bizden destek istemişti. Orada Belediyeye destek amaçlı onların taşınması konusunda bizim yardımımız oldu. Bunun yanında spor kıyafetleri ile ilgili mümkün olduğu kadar destek vermeye çalışıyoruz.
Bölgedeki yatırımlarını büyütmek isteyen bir şirket olarak Saray’ın Organize Sanayi Bölgesi’ne ihtiyacı olduğunu düşüyor musunuz?
Bence kesinlikle ihtiyaç var. Çerkezköy’ün durumu ortada. Kapaklı bundan 10 sene önce bir köy vasfında bir yer iken, bugün Çerkezköy nüfusunu geçecek noktaya kadar geldi. Her geçen gün de ilerliyor. Devletin buradaki tarım arazilerini koruma anlamında çok ciddi çalışmaları var ama Saray’ın Vize tarafına Organize Sanayi Bölgesi kurulması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü burası da her geçen gün büyüyen, gelişen bir yer. Saray için iyi olacağını düşünüyorum o tarz bir çalışmanın.
Tekstil sektörü ile birlikte ele aldığımızda Saray’da yaşadığınız sıkıntılar neler?
Saray’da bizim sektörümüzde çalışan merdiven altı yerler işçileri çok mağdur ediyorlar. Biz asgari ücretin biraz daha üzerinde maaşlar vermeye çalışıyoruz. Onlar bunun bir tık daha üzerinde ücretler verip sigorta yapmıyorlar işçilere. Bu insanlar da geçim derdinde oldukları için kazanacakları paraya bakıyorlar, sigortayı çok önemsemiyorlar bilinçli olmadıkları için. İnsanları çalıştırıyorlar 3-4 ay sezonun yoğun olduğu dönemde ondan sonra kapının önüne koyuyorlar. İş yerinde çalışma ruhsatı yok. Bir yer kiralamış yerin iki kat altında. İçerde rutubet var, havasız ortam. Burada hem sosyal olarak hem fiziksel olarak bütün çalışma şartları sağlanmış durumda. Bizim her gün 1 buçuk saat doktorumuz gelir. İçeride herhangi bir sağlık problemi olan bir arkadaş varsa tedavi eder, ilacını yazar. Sevk edilmesi gereken bir durum varsa sevk eder. İş Sağlığı Güvenliği uzmanımız her gün gelir içeriyi denetler, ‘çalışma şartlarına uygun olmayan herhangi bir şey var mı?’ diye. Bizim göremediğimiz şeylerle ilgili bizi uyarır. Biz onları çözeriz. O tarz yerlerde bu çalışma sistemi yok maalesef. Bu olmayınca insanların çalışma şartlarını, hayatını tehdit ediyor.