Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Taş Ocakları, Maden Arama Faaliyetleri, Rüzgar Enerji Santralleri ve TürkAkım gibi projelerle adeta can çekişen Istranca Ormanlarında yabani hayvan popülasyonun arttığını açıkladı.

ÖZVERİLİ ÇALIŞMALARIN NETİCESİ VE ÖDÜLÜ!
Tekirdağ Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü tarafından Salı günü yapılan açıklamada, “Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün teknik ekipleri; Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne’de av koruma ve kontrol çalışmaları ile biyolojik çeşitlilik takibi, biyolojik kaçakçılık önleme çalışmalarını sürdürüyor. Ekiplerin yaban hayvanlarının yoğun olarak bulunduğu bölgelere kurduğu fotokapanlarla karaca, kurt, tilki, porsuk, çakal, sansar, şah kartal, siyah leylek gibi yaban hayvanlarının varlığı ve üremeleri tespit edildi. Bu yaban hayvanlarının popülasyonlarında artış olduğu gözlemlendi. Yaban hayvanlarının kaçak avcılığı, yırtıcı baskısı ve kırsal yaşamın yaban hayatı üzerindeki etkilerinin minimuma indirilmesi ve önlenmesi ile ilgili yapılan çalışmaların olumlu etkilerinin gözlenmesi, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün koruma faaliyetlerinin özverili çalışmalarının neticesi ve ödülüdür” ifadelerine yer verildi.
YABANİ HAYVANLARIN YAŞAM ALANLARI YOK EDİLİYOR
Trakya Bölgesi’nde Taş Ocakları, Maden Arama Faaliyetleri, Rüzgar Enerji Santralleri ve TürkAkım gibi projelerin özelikle de Istranca Ormanlarına verdiği zarar ortadayken Tekirdağ Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğünün yaptığı açıklama şaşkınlıkla karşılandı. Zira Istranca Ormanlarında sermayenin para ve rant uğruna yürüttüğü faaliyetler nedeniyle yabani hayvanların yaşam alanları her geçen gün daha da daralıyor. Zorla yaşam alanlarından koparılan yabani hayvanlar iş makinelerinin ve hafriyat kamyonlarının altında can veriyor.  Bunun yanında sanayinin kanalizasyonuna dönüşen Ergene Nehrinde bırakın balığı bakteri bile yetişmiyor.
ÇİDEM: “ORMANIN ASIL SAHİPLERİNE YAŞAMA ŞANSI TANIMIYORUZ”
Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem, 2017 yılında Istranca Ormanlarında yaban hayvanlarının yaşam alanlarının nasıl yok edildiğini şu cümlelerle ifade etmişti:
“Taş ocaklarında ki patlamalar, ağır iş makineleri, kamyonlar ve tahrip edilen ormanlar ve yaşam alanları. Ormanın asıl sahibi onlar, insanoğlu ise işgalci. Ormanın asıl sahiplerine yaşama şansı tanımıyoruz. Aslında bugün yok ettiğimiz onların yaşamı ve yaşam alanları değil. Geleceğimizi de yok ediyoruz. Ormanda ve karada yaşayanların yaşam alanları her geçen gün daralırken ve yok olurken, aynı durum gökyüzünde süzülen kuşlar içinde geçerli. Onlarca RES projesi, yüzlerce devasa kanatlı RES’ler ve iletim hatları. Kısacası bu gidişle kuşlara uçacak gökyüzü, konacak dal, beslenecek alan kalmayacak. Günlük çıkarlar üzerine bu hayvanlara yeryüzünü de gökyüzünü de dar ediyoruz.”