CHP Saray Belediye Başkan Adayı Özgen Erkiş, yerel seçim çalışmaları kapsamında saha çalışmalarına dün akşam Yeni Mahalle’de devam etti. Coşkulu bir kitleye seslenen Erkiş, “Bilimi dışlayan hiçbir anlayışın içinde olamayız. Bilimsel adımlar cesur adımlar atacağız. Ve Türkiye’de eşi benzeri görülmemiş bir belediyecilik yapacağız. Bunun için bendeniz gibi hayatını bu işe adamış bir kişinin çabası ve kabiliyetleri asla ve katta yeterli değildir. Öyle altın çocuk dönemi bitmiştir. Bu iş bir ekip işidir. O yüzden önemsiyorum ben Bizim Özgen demenizi. Sizi en iyi temsil edecek ekibe oy vermeye davet ediyorum” dedi.

Yeni Mahalle’de coşkulu bir kitleye seslenen Özgen Erkiş şunları ifade etti:
Biz Saray olarak sizin bizi önemsemeden 5 dakikalık operasyonla yetmediği yerde yarım saatlik yerel operasyonlarla diğerleriyle aynılaştıracağınız bir yer değiliz. Biz 50 bin nüfuslu birbirini bilen, birbiriyle harman olmuş huzurla, mutlulukla bir arada yaşamayı hüner sayan mütevazı insanlarız. Ancak hakkımızın böylesine yenmesi, böylesi sistematik operasyonlarla asla ve katta yapılmaz. Saray, bu topraklar yeri geldiğinde 50 bin nüfuslu değil, 5 bin nüfuslu haliyle de kendi göbeğini kendi kesmesini bilmiştir. Bu biz Saray’da yerel seçimlere yine davamız, yine sevdamız olarak bakıyorsak bunun içindir.
“İNSANIN DEĞERİ ALTINDAN DAHA ÜSTÜNDÜR”
Belediye başkan adayları ortada, kendilerini fazla gizleyemezler. Bugün yaldızlı kağıtlar her ne kadar karşımıza bambaşka profiller çıkarsa da biz biliyoruz ki eninde sonunda bizler için bu 10 dakikalık bir iştir. Halil abimi bilirler. Allah yolunu açık etsin. Pırıl pırıl birisidir. Özkan arkadaşımı bilirler Ali Özen’i de bilirler. Halil abim yıllardır bu işin peşinde koşturur benden bir fazladır başkan adaylığı. Hiç sözüm yok Allah yolunu açık etsin. Özkan arkadaşım da fena gitmiyor. Zaman zaman özel hayatlara girmeye meyil ediyor. O da insanı bilmediğindendir belki, insanın kırılganlığını bilmediğindendir belki. Belki de çok kıymetli bir madenle uğraşıyor. Altınla uğraşıyor, altının değerinden anlıyor. Zaman zaman unutuyor. İnsanın değeri altından daha aşağı değildir, daha üstündür. Özel hayatları bir tarafa bırakacağız.
“KURUMUN OLANAKLARINI İNSANLARIN OYLARI ÜZERİNDE İPOTEK ENSTRÜMANI OLARAK KULLANAMAZSIN”
Ali Başkana gelince futbolculuğundan da hatırlıyorum tam cıva. Tutamazsın elinde avucunda. Ben 10 yılda nasıl başardıysam diyor yine başaracağım. Büyük bir kurnazlıkla olaylara yaklaşıyor. Yahu bırakın okumuş olmayı ben doğallığımla ilerliyorum. Onların okumuşluğu nedir, ne başarmışlar diyor. Burada matematiğin ve bilimin eseri yok diyor. Bir olayı hafife alıyor. Hadise öyle değil. Sen 10 yılda bir başarı öyküsü olarak insanların karşısına servetini çıkarıyorsan,  helal yolla kazandıysan Allah daha arttırsın. 10 yılda olağanüstü zenginleşmen başarı öyküsüyse, çocuklarından birisini Cumhuriyet Halk Partisi şemsiyesi altında işe koyup bir diğerini Adalet ve Kalkınma Partisi üzerinden üniversitede istihdam ettiysen üniversitede buna bir başarı öyküsü diyorsan.
Bugün kulağıma geliyor çok sayıda devletin parası üzerinden ağalık yapıyorsan buna başarı öyküsü diyorsan, kendisini kredilendirdiğim esnaf bana oy vermekle mükelleftir gibi algılar yaratmaya çalışıyorsan buna bir başarı öyküsü diyorsan ben toplumun 10 kişisinden 8’ini temsil eden sıradan bir Bizim Özgenim. Bende böyle bir başarı öyküsü yok. 10 tanemizden 8’inde de yok. Allah senin bu başarı öykülerinle yolunu açık etsin.  Küçük yer insanıyız biz. Birbirimizi biliyoruz, halk notunu verecek. Hiç şüphemiz yoktur. Ancak mevzuat elverişli olsa da vicdanlar elverişli değildir. Sen hala bir kurumun Esnaf ve Kefalet kurumunun başındayken o kurumun olanaklarını insanların oyları üzerinde ipotek enstrümanı olarak kullanamazsın. Kullanmaman gerekir, yakışı kalmıyor. Tekrar ben seni buradan uyarıyorum.
SİRK CAMBAZLIĞININ ZAMANI ÇOKTAN GEÇTİ
Başaramadığımız işler hususunda bir gıpta ediş doğal olarak bir hayranlık olur. İnsani bir uygulamadır. Ama bir gayri insani durumda var. Yahu istediği kadar okusun ne olur onun okumuşluğundan demek okumamış birisi için büyük bir gaflettir. Herkes kendisinde olmayan bir hüner karşısında ceket iliklemek zorundadır. Kimse kusursuz değildir. Ama her birimiz benzersiziz. Ben Faruk kardeşimin, Necmi kardeşimin benden üstün tarafları karşısında saygı duyacağım. Onlar da Özgen ağabeylerinin takdire şayan yanı varsa bunu ortaya koyacaklar. Kasaba böyle güzeldir, hayat böyle güzeldir, bizim toplumsal geleneğimizde bunların izleri vardır. Bunları sarsmamız gerekir. Ben ben diye başlayan cümlelerle, şapkadan tavşan çıkarmanın, sirk cambazlığının zamanı çoktan geçti.
“TÜRKİYE’DE EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BİR BELEDİYECİLİK YAPACAĞIZ”
Projelerimiz burada sade ve net. İlk olarak biz ortaya koyduk projeleri. Ama projeler birbirine benziyor diye bizden alıntı yapmışlardır asla diyemem. Saray’ın sorunları ortaktır. Bugüne kadar Saray’ın sorunlarını çözme konusunda birçok Belediye Başkanımız hatırlı hizmetlerde bulunmuştur. Bugün yaşayanlardan Fikret Başkandan, Saray’ın siyasi efsanelerinden Erdoğan Kaplan’dan Allah razı olsun. Ve Nazmi Hocadan Allah razı olsun. Aramızdan ayrılanlara Allah rahmet eylesin. Bir şeyler yapmışlardır ki an be an ilerleyerek eksikleri giderme konusunda olayı ele aldığımızda bakıyoruz ki yol alınmış. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Bizler eksik kalanlar üzerinden ilerleyeceğiz. Eksik kalanlarda burada projelerde belli. Saray’ın en önemli meselesi Belediye ile halkın bağları kopmuştur. Bunu yeniden tesis edeceğiz. Biz 3 ay içerisinde toplumsal doku haritasını oluşturacağız Saray’ın. Her birinizi hane bazında tanıyacağız. Ne kadar gelirimiz vardır, nelere ihtiyaç vardır. Kaç okumuş, kaç işsiz evladımız vardır? Bunlara ne gibi çözümler bulanabilir? Buradan veya Organize Sanayi Bölgesinden.
Saray, turizm bölgesi olmaya aday. Verimli toprakları var şuanda verimlilik azalmışsa da. Bu topraklar ve meralar ıslah edilebilir. Organik tarım geliştirilebilir. Onlar üzerinde hayvancılık organik tarımlar geliştirilebilir. Tarımda elde edilen ürünler Eskişehir’in Türkiye’ye model olduğu gibi, Tire belediyesinin Ovacık Belediyesi’nin model olduğu gibi Saray’dan yepyeni bir model olarak kooperatifleşmenin eşiğinde değerlendirilerek vatandaşlarımıza yepyeni ufuklar açabilir. İşte Kastro’muz orada. Esaslı bir hukuki mücadeleyle, Kastro tekrar asli unsuru olan Saray halkına kazandırılabilir. Termal su Saray için bir çıkış olabilir. Saray’da seracılığın, yepyeni tarımsal olanakların önünü açabilir. Ben burada vatandaşlarımızda bu adanmışlığı, bu inanmışlığı görüyorum. Ancak bunlar boş lafla yapılamaz, inançla yapılabilir. İnancımız tam. Bunlar bilim ve cesaretle yapılır. Bilimi dışlayan hiçbir anlayışın içinde olamayız. Bilimsel adımlar cesur adımlar atacağız. Ve Türkiye’de eşi benzeri görülmemiş bir belediyecilik yapacağız. Bunun için bendeniz gibi hayatını bu işe adamış bir kişinin çabası ve kabiliyetleri asla ve katta yeterli değildir. Öyle altın çocuk dönemi bitmiştir. Bu iş bir ekip işidir. O yüzden önemsiyorum ben Bizim Özgen demenizi. Sizi en iyi temsil edecek ekibe oy vermeye davet ediyorum.”
BELEDİYE’DE İŞTEN ÇIKARMA OLMAYACAK!
Bir basın mensubunun, “Birkaç tane örnek verdiniz Ovacık, Eskişehir gibi. Türkiye’de yaklaşık 1389 seçim bölgesi var. Bunların 400’ünde Cumhuriyet Halk Parti’li Belediyeler hakim. Bu söylediklerinizin hiçbirini yapamamış CHP’li Belediyeler sizi burada farklı kılacak veya öne çıkaracak olan şeyler neler?” şeklindeki sorusuna da yanıt veren Erkiş, şunları dile getirdi:
“Hasrettir, adanmışlıktır. Nadaslı toprak gibi hissediyoruz kendimizi bilhassa ben öyle. Yıllardır içimde sol mememin altında yanan bir cevahir var. Başkaca hiçbir şeyi düşünmeme hiç fırsat vermemiş. Bütün insani gücümü, çoluk çocuğumun rızkını kazanmak adına ortaya koyduğum gayret haricindeki bütün gücümü hemen herkes bilir ki bu uğurda harcamışımdır. Bu bir kararlılıktır, adanmışlıktır. Önemsemektir. Şuanda benim hemşerilerime garantör olarak sunabileceğim bunlardan başka bir şey yok. 15 yılımı adamışlığımı ve istikrarla başkaca hiçbir şey istememişimi elimdeki bütün imkanları elimin tersiyle itip kendimi bu uğura adamışlığımı garanti ediyorum. Bunun dışında da başka da hiçbir şeyim yok elbette. Hiç kimseyi asla işten çıkarmayı düşünmüyorum. İş hukukunun işveren ve iş gören bakımından sorumlulukları vardır. Ben işveren bakımından olayı ele aldığımda iş görenler sadakatle iş görme görevini yerine getirdikleri sürece rüşvete, zimmete bulaşmadıkları sürece hiçbir çalışanımı asla ve katta işten çıkarmayacağım. Eskişehir’i andıran biraz da kamucu bir anlayışla 8-9 ay sonra yeni işçi alımları da başlayacaktır en azından bu kadar daha geniş bir aile olacağız bunun sözünü veriyorum. Geçen bir belediye başkan adayını duydum. İlk kez görmüş dokuma tezgahı başındaki 10-15 Küçükyoncalılı hemşerilerimizi. Şaşırmış. Bende para var, hepinizi maaşa bağlayacağım göreve gelirsem demiş. Böyle bir anlayışı sizlerin takdirine emanet ediyorum.”