Çerkezköy Özel İrmet Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nihat Boztaş, “Yaşa bağlı makula dejerasyonu SMD olarak da adlandırılır, halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinir. İleri yaş hastaların en önemli görme azlığı sebebidir. 65 yaş üstünde %14.4, 75 yaş üstü hastalarda %35’lere varan oranlar bildirilmiştir. Bununla birlikte genç hastalarda da nadir de olsa görülebilir” dedi.
SARI NOKTA HASTALIĞI BELİRTİLERİ

Başlıca belirtileri; görmede azalma, çarpık görme ve görüş alanında siyahlıktır. Gözün retina tabakasında görme noktasında sarı renkli ufak madde birikimi meydana gelir. Bu yapılar druzen olarak adlandırılır. Bu yapılar göz dibi muayenesinde sarı olarak görüldüğü için hastalık adını buradan almıştır (sarı nokta hastalığı).Bu madde birikimi sonrası bazı hastalarda retina katmanlarında çatlakların meydana gelmesi sonucu derin damar tabakasından retina katmanları arasına anormal damar gelişimi ortaya çıkabilir. Hastalığın bu şekli yaş tip makula dejenerasyonu olarak adlandırılır. Hastalığın ilerleyen safhalarında (retina katmanlarında) rpe atrofisi, koriokapıllarıs kaybı fotoreseptör dejenerasyonu gibi bozukluk ortaya çıkması sonucu görmede kalıcı bozulma ve azalma ortaya çıkar.
Bu hastalıkta çoğu zaman erken evrelerde şikayete neden olmaz, bundan dolayı 50 yaş üstünde periyodik göz muayeneleri önem arz eder. Göz muayenesinde sarı noktaya rastlanırsa hasta daha sık aralıklarla takip edilmelidir. Hastalık kalıcı görme kaybına sebep olmadan uygun zamanda tedavi edilmelidir. Sarı noktaların tespiti ve hastalığın ilerlemesi en iyi şekilde OCT yardımı ile saptanabilir. OCT hastanın gözüne temas edilmeden yapılan bir tetkiktir. Retina tabakasını kesitsel olarak analizine olanak sağlar.
HASTALIĞI ARTTIRAN RİSK FAKTÖRLERİ
İleri yaş, Genetik, Obezite, Güneş ışığı, Sigara, Sistemik enflamasyon
HASTALIKTAN KORUNMA YOLLARI
Akdeniz diyeti (yeşil salata, balık)
Karotenoidler: Makülanın (Makula gözün arka duvarında retina tabakasında 4-5 mm çapındaki bir alandır. ) mavi ışık filtresi olarak görev yaparlar ve salatalık, maydonoz, mısır, ıspanak, yumurta gibi besinlerde bol miktarda bulunur.
Antoksidonlar; Vitamin C, Vitamin E, Çinko ve Omega 3 Yağ Asitleri
Hastalığın etkilediği kişilere uygun tedavi ile hastalığın seyri yavaşlatılabilir veya durdurulabilir, bazı vakalarda görmede geri kazanım olabilir.
Tedavide öncelikle yaşam stili çok önemlidir. Spor ve hareketli bir yaşam bu hastalıktan korunmak için önemli bir faktördür. Aynı zamanda diyete dikkat edilmelidir. Aşırı yağlı besinlerden kaçınmak gerekir. Balık ve yeşil yapraklı sebzeler beslenmede unutulmaması gereken ögelerdir. Güneş ışığından korunmak ve sigara içmemek de bu hastalıktan korunmada önemli bir rol oynar. Hastalığın erken safhalarında veya genetik yatkınlık olanlarda, vitamin preparatları koruyucu olarak kullanılabilir.