CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, MYK sürerken düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Öztrak, “Bütün bu boş atıp tutmalar borca batırdıkları, ekonomik yangının ortasında yapayalnız bıraktıkları milletimize, terör ve güvenlik kaygısıyla, ekonomik krizi unutturma çabasıdır. Herkes geçim derdinde, bizde vatandaşımızın geçim derdini dile getiriyoruz. Ama görünüyor ki bunların bir tek derdi var o da seçim. Bunlar tamamen seçim derdinde. Millet geçim derdinde, bunlar seçim derdinde” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, MYK sürerken düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
MYK toplantımız sürüyor, gündemimizde bugün tabi iki tane çok önemli ekonomik veri açıklandı biri işsizlik diğeri ise üretim. Bu iki verinin değerlendirilmesi vardı. Onun dışında son geçtiğimiz hafta Ankara’da yaşanan tren kazası onu da ele aldık. Diğer taraftan bu özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına yönelik bazı tehditleri var onunla ilgilide bazı açıklamalarda bulunacağım. Son olarak birde 100 günlük eylem planı açıklandı Cumhurbaşkanlığı ikinci 100 günlük eylem planı. Orada da dikkatimizi çeken bazı hususlar var o konulara da kısaca değinmeye çalışacağım.
SANAYİ ÜRETİMİ GİDEREK DARALIYOR
Bugün Ekim ayı sanayi üretim rakamları açıklandı. Sanayi üretiminde geçtiğimiz ay başlayan gerileme bu ayda devam ediyor. Sanayi üretimi Ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,7 daralmış değerli basın mensupları. Eylül ayındaki gerilemede yüzde 2,4’tü. Buna karşılık imalat sanayindeki gerileme ise, daralma ise daha da derin yüzde 6,5 olmuş. Mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi ise üç aydır, diğeri iki aydı üç aydır daralmaya devam ediyor. Yani hem ham, hem de mevsim etkilerinden arındırılmış serilerde sanayi üretiminin giderek daraldığını görüyoruz. Bu aynı zamanda ekonomide yaşanacak çok sert bir daralmanın da işareti oluyor.
GENCİNE İŞ VE İSTİHDAM SUNAMAYAN BİR YÖNETİM VAR
Üretim ve aş olmadan ekonomide iş de olmayacağını biliyoruz. Nitekim Eylül ayı işsizlik rakamları da bunu teyit ediyor. Eylül’de işsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık bir puan artmış. Ve son bir yılda işsiz kalan yurttaşlarımızın sayındaki artış 330 bin olmuş. Toplam işsizlerin yani resmi hani çalışmak isteyip de iş bulamayanların dahil edilmediği normal işsizlerin sayısı da 3 milyon 749 bin kişiye ulaşmış. Hep söylüyorum, bu ülkenin en önemli karşılaştırmalı üstünlüğü genç nüfusudur. Ama ailelerimizin umudu bin bir emekle büyüttükleri gençlerimiz arasında işsizlik ise çok daha vahim bir biçimde artmış. Son bir yılda gençler arasında işsizlik 1,6 puan artarak yüzde 21,6 olmuş. Yani gençlerimizin beşte birinden fazlası işsiz. Diğer yandan üniversite mezunu işsizlerimizin sayısı son bir yılda 52 bin kişi artarak 1 milyon 90 bin kişi olmuş. Türkiye’de her 100 işsizden 29’u üniversite mezunu arkadaşlar. Bu gençler bu ülkenin geleceği olarak okutuldu, bir sürü yatırım yapıldı bu gençlere. Ama bu gençler şu anda işsiz, gencine iş ve istihdam sunamayan bir yönetimle karşı karşıyayız.
SORUN YOKMUŞ GİBİ YAPARAK SORUNUN ÜSTESİNDEN GELİNMEZ
Millet çok ağır bir krizle boğuşuyor. İşsizlik ülkenin dört bir yanını sarmış durumda ama hafta sonu Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ülkenin en yakıcı sorunu olan işsizlik için bu bir mevsimlik meseledir dedi. Bu ne demek? Yani işsizlik karakış nedeniyle oluyor diyor. Geçmişte de enflasyonu böyle mevsimlere bağlarlardı. Şimdi tabi burada mevsim etkilerinden arındırılmış rakamları da TÜİK açıklıyor. Aslında Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı bu rakamlara bir baksaydı durumun vahametini görecekti. Son 7 aydır işsizlik sürekli artış eğiliminde. Mevsimlik etkilerden arındırılmış işsizlik rakamları. Bundan haberi bile yok. Aslında Keçiören’den saraya taşındığı günden bu yana milletten koptular. Ya da sorun yokmuş gibi yaparak sorunları atlatırız zannediyorlar. Onların işsizlik diye bir sorunları olmayabilir. Ancak milletin işsizlik sorunu gerçekten canını yakıyor.
EKONOMİDE BAŞARININ GÖSTERGESİ ÜRETİM VE İSTİHDAMDIR
Bu ekonomide tek bir başarı göstergesi vardır o da şudur, üretebiliyor musunuz, insanınıza iş verebiliyor musunuz? Eğer ülkede işsizlik artıyorsa, insanlar evlerine ekmek götüremiyorsa dolar inse neye yarar, faiz düşse neye yarar? Buradan ülkeyi yönettiklerini, bu göstergelere bakıp ekonominin iyileşme yolunda olduğunu söyleyenlere seslenmek istiyorum. Bu ülkede çalışmak isteyip de iş bulamadığı için ümidini kaybeden kaç kişi var farkında mısınız işsizlerin ötesinde? 2 milyon 100 bin kişi. Şimdi bunu işsizlerin üstüne koyun yaklaşık 6 milyon insanımız işsiz. Bu nasıl işlerin yolunda olduğu bir ekonomi?
ASPİRİN TEDAVİSİYLE OLMAZ, PANSUMANLA GEÇMEZ
Bu işler aspirin tedavisiyle olmaz, bu işler pansumanla geçiştirilmez. Daha işin başında bunun böyle olduğunu gördük Genel Başkanımız ekonomide alınması gereken tedbirleri madde madde açıkladı. Şimdi bugün geldiğimiz noktada bu işlerin faturasını milletimiz ödüyor. Bunun bir tek sebebi var bugün yaşananların, bu iktidarın yanlış politikaları. Milletin işsizlik çilesini kardan, kıştan oldu deyip küçümsüyorlar ama millette bunun hesabını önüne gelen ilk sandıkta soracaktır.
ARJANTİN’DEN İTHAL SIĞIRI GÜRCİSTAN’DAN İTHAL SAMANLA BESLER HALE GETİRDİLER
Dün yine Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı yaptığı bir konuşmada ithalat bu ülkenin ihracatının altyapısıdır dedi. İşte bakın arkadaşlar, bu ülkede işsizliğin 16 yıldır çift haneli rakamlara yapışıp kalmasının altındaki en önemli nedenlerden biri bu anlayıştır. Son 16 yıldır elin işçisini, elin üreticisini abat eden işte bu ithalata ve milleti borca batırmaya dayanan yanlış büyüme stratejisidir. Bu anlayış bu ülkede Arjantin’den ithal edilen sığırı Gürcistan’dan ithal edilen samanla besletir hale getirmiştir. Tarımda kendi kendine yeten bir ülkeyi ele güne muhtaç hale getirmiştir. Çiftçilerimizi Konya ovasını iki Trakya büyüklüğünde araziyi ekemez hale getiren işte tam da bu anlayıştır. Bu nedenle Türkiye’nin dış ticaret açığı büyüdükçe büyümüş, ülkenin dış borçları 15 yılda 3,5 kat artarak 457 milyar dolara ulaşmıştır. Biz hep uyardık. Bu ülkenin üretim tabanını ve rekabet gücünü eritiyorsunuz dedik, el atına binip çalım satıyorsunuz dedik. Yetmez, “borç alan emir alır” diye hep uyardık. Ne oldu? ABD’nin Başkanı ültimatomu verdi 24 saatte Papazı Oval ofise gönderdiler. Hepimizin gururunu incittiler.
NE ALA MEMLEKET: MAKAM VAR, YETKİ VAR, HESAP VERMEK YOK
Bu ülkede işsizlik olur sebebi mevsimler derler. Bu ülkede tren devrilir sebebi hava koşullarıdır. Bu ülkede insanlar madenlerde can verir, derler ki bu iş madenciliğin fıtratında var. Yani bir sürü sorunumuz var, bir sürü felaket yaşıyoruz ama bunların sorumluları hiçbir zaman ortaya çıkmıyor. Ne ala memleket! Makam var, yetki var, güç var ama hesap veren yok.
Türkiye’nin göbeğinde, başkentte geçtiğimiz hafta feci bir tren kazası yaşadık. 9 tane vatandaşımız yaşamını yitirdi. 86 vatandaşımız yaralandı. Yaşamını yitiren vatandaşlarımıza bir kez daha buradan Allah’tan rahmet diliyorum, acılı ailelere sabır ve başsağlığı diliyorum, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.
Ankara’da gerçekleşen bu son kaza 2018 içerisinde demiryollarında gerçekleşen ikinci büyük kaza. Hatırlayın, 8 Temmuz’da Çorlu’da yaşanan tren kazasında da 25 vatandaşımız hayatını yitirmiş, 300’den fazla vatandaşımız da yaralanmıştı
ANKARA YHT FACİASI: BUNA KAZA DENMEZ, BİLİNÇLİ TAKSİRLE ADAM ÖLDÜRMEDİR
Bu Çorlu’da yaşanan tren kazasıyla ilgili ciddi bir rapor yazmıştık. Sayın Genel Başkanımızın kamuoyuna açıkladığı bu rapordaki belgelerle kazanın hatalar ve ihmaller zinciri nedeniyle gerçekleştiğini açık seçik ortaya koymuştuk. Raporumuzda dedik ki bu liyakatsizlikle, bu ihmallerle ve denetimsizlikle tren yollarımız daha çok kazalara gebedir. Vakit geçirmeden önlemler alınmalıdır. Yetmedi, CHP olarak hem sorumluların tespiti, hem de bu olayların tekrar yaşanmaması için alınacak tedbirlerin belirlenmesi için bir araştırma önergesi hazırladık. Saray ve sarayın bekçisinin oylarıyla bu önerge reddedildi. Bakın, Çorlu’daki tren kazasıyla ilgili yargılama süreci hala başlamadı. Bu ölümlü tren kazalarındaki artış ortada bir kusur olduğunu, bir idari yetersizlik olduğunu, Devlet Demir Yollarında bir şeylerin ters gittiğini ortaya koyuyor. Gerekli güvenlik önlemleri alınmadan alelacele açıldığı anlaşılan bu tren hatları aileleri parçalamaya, sevenleri ayırmaya ve bu ülkenin yetişmiş değerlerini aramızdan almaya devam ediyor.

Buna “kaza” denemez arkadaşlar. Bunun adı “bilinçli taksirle adam öldürmedir”. Hukukta adı bu bunun. Bakan’a sinyalizasyon var mıydı, yok muydu diye soruyorlar, Bakan soruyu beğenmiyor kızıyor, ondan sonrada diyor ki “Sinyalizasyon sistemi demiryolu işletmeciliği için olmazsa olmaz değildir” diyor.
KİRLİ SİYASETİN DANİSKASI
Tüm kazalara “fıtrat” anlayışıyla bakınca ne bilgi ne deneyim ne liyakat ne teknolojinin önemi ne de istifa gibi çağdaş değerler kalıyor. Bu hatları eksik gedik açanlar, onlarca vatandaşımızın göz göre göre ölmesine sebep olanlar yiten canların hesabını soranlara siyaset yapmayın diye cevap veriyorlar. Esas bu tren hatlarını seçime yetiştirmek amacıyla sinyalizasyon ve gerekli güvenlik altyapısını tamamlamadan aceleyle açmak kirli siyasetin daniskasıdır. Sayıştay’da aslında buna dikkat çekmiştir.
KULAKLARININ ÜSTÜNE YATMASINLAR İSTİFA ETSİNLER
Bu arada kazanın olduğu aynı gün 100 günlük eylem planını açıkladı Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanlığının 100 günlük eylem planı açıklandı. Burada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sorumluluğuna verilmiş olan bir madde var okuyorum, tren planlama, projelendirme, izleme sistemleri ve merkezileştirilmiş yüksek hızlı tren trafik yönetimi sisteminin uygulamaya konulması görevi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na verilmiş. Bu ne demek? Demek ki Türkiye’de, Merkezileştirilmiş Yüksek Hızlı Tren Trafik yönetimi sistemi yokmuş bu hızlı trenler bu sistem olmadan işletiliyormuş. Yani açıkça kendileri de buradaki sıkıntıyı ikrar ediyorlar.
Bu kazanın bir tek siyasi sorumlusu vardır, kendisi de zaten icranın ben tek sorumlusuyum artık diyordu bu da Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanıdır. Ama onun bu konularda kılını kıpırdatmayacağını biliyoruz. Ama en azından Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yollarını yönetenler ve Ulaştırma Bakanından istifa etmelerini bekliyoruz.
Öyle bir yönetimle karşı karşıyayız ki kendi gözündeki merteği görmüyor ama herkesin gözündeki samanı gayet güzel seçiyor. Tek bildikleri ya Cumhuriyet Halk Partisi’ni eleştiriyorlar ya da sorun yokmuş gibi kulaklarının üstüne yatıyorlar.
DÜNYA CHP BELEDİYELERİNİ TAKDİR EDİYOR
Halep oradaysa arşın burada tekrar söylüyorum, hemşerilerine en iyi yaşam koşullarını sağlayan belediyeler arasında Cumhuriyet Halk Partili belediyeler açık ara önde. Bakın daha birkaç gün önce Eskişehir dünyada Londra, Barselona gibi 115 metropolü geride bırakarak Dünya Kaynaklar Enstitüsü’nün düzenlediği yarışmada finale kaldı. Dünya bizim belediyelerimizi, belediyecilik anlayışımızı takdir ediyor. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı her şeyi eleştiriyor.
UCUBE REJİMİN UCUBE BÜTÇESİ
13 Aralık tarihinde saray ikin 100 günlük eylem planını açıkladı. Bu eylem planında da Emeklilikte Yaşa Takılanlar yok, polise 3600 ek gösterge yok, din görevlilerine 3600 ek gösterge yok, çiftçi yok. Peki ne var? Bol bol adrese teslim proje ilanı var. Birde ikinci 100 günlük Eylem Planının ilk maddesinde “Beş̧ (5) Yıllık Cumhurbaşkanı Programı’nın tamamlanarak uygulamaya alınması” ifadesi var.
Şimdi Beş Yıllık Cumhurbaşkanı Programı nereden çıktı arkadaşlar? Anayasamızda böyle bir kavram yok. Anayasamızda ne var? Anayasamızda plan kavramı var 166. Maddede düzenlenmiş. Madem değiştirecektiniz, madem planı kaldıracaktınız, beş yıllık kalkınma planı ifadesini kaldıracaktınız buna da beş yıllık saray programı deseydiniz daha doğru olurdu.
Arkadaşlar, bir OVP bütçenin dayanağıdır. OVP’lerin ve bütçelerin plana uygun olarak çıkması gerekir. Peki, bu yılın OVP’si ve bütçesi hangi kalkınma planının gerekleri doğrultusunda çıktı? Bu anayasaya göre yapılması gereken bir düzenleme. 10. Plan ömrünü tamamladığını biliyoruz. Ortada 11. Planda yok. O zaman bunun dayanağı ne? İşte onun için bu ilk maddeyi yazmışlar yapacağız diyorlar. Şimdi bu geriye dönük işlemle bu işin sorumluluğunu üslerinden atabilirler mi? Bakın ben söylüyorum baştan itibaren. Bu ucube sistemin ilk bütçesi de tam bir ucube olarak çıkmaktadır.
BU KADAR DOLARKOLİK EDİLEN EKONOMİNİN GİDECEĞİ YER IMF KAPISIDIR
Ekonomiyle ilgili son olarak, Hazine’nin halktan dövizle borçlanmasına değinmek istiyorum. Ekonomide dövizle işlemi yasaklayan bu hükümet değil miydi? Bir sürü düzenleme çıkardı bununla ilgili. Şimdi ne oluyor? Tam ele verir talkını, kendi yutar salkımı hikayesi. Zaten dolarkolik olan ekonomiyi daha fazla dolarkolik ediyorlar. Ekonomiyi Fitch’in, Moody’s’in, S&P’nin ağzına bakar hale getiriyorlar. Sonunda da ülkeyi IMF’nin kapısına götürecekler. Çünkü dünyada değişen konjonktür ortadayken; bu kadar dolara, Euro’ya batmış, bu kadar dış borcu olan bir ekonominin gideceği yer eninde sonunda orasıdır.
ASLINDA ALLAH AKIL FİKİR VERSİN DEYİP GEÇMELİ AMA…
Son olarak bir hususu dile getirmek istiyorum. Dün Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanına sana sokakları dar ederim dedi. Bu tehdit, açıkça tehdit. Hani hiçbir şey demeyip Allah akıl fikir versin deyip geçmek var ama olmuyor.
Anlaşılan 3 bin 500 kilometre ötede Paris’te başlayan sokak gösterileri Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının kimyasını bozmuş. Biz bu kendisinin sokak korkusunu anlamakta çok zorluk çekiyoruz. Anayasamıza göre herkes önceden izin almadan, ancak silahsız ve saldırısız barışçı toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir. Şimdi Anayasa’nın verdiği bir hakkı siz nasıl engelliyorsunuz tehdit ederek?
KURUSIKI TEHDİTLER BİZİ KORKUTMAZ
Çok açık ifade edeyim, bu izandan ve hukuktan yoksun sözler, kurusıkı tehditler bizleri hiç korkutmaz ama milletin zaten olmayan huzurunu daha da fazla bozar.
Bütün bu boş atıp tutmalar borca batırdıkları, ekonomik yangının ortasında yapayalnız bıraktıkları milletimize, terör ve güvenlik kaygısıyla, ekonomik krizi unutturma çabasıdır. Herkes geçim derdinde, bizde vatandaşımızın geçim derdini dile getiriyoruz. Ama görünüyor ki bunların bir tek derdi var o da seçim. Bunlar tamamen seçim derdinde. Millet geçim derdinde, bunlar seçim derdinde.
Şimdi kimden korkuyorlar? Geçinebilmek iş arar duruma düşmüş emeklilerden mi? Borca batmış asgari ücretlilerden mi? Evinin tapusunu, arabasının ruhsatını bankaya ipotek etmiş vatandaşlarımızdan mı? Tarlasını bankalara rehin vererek borç alan çiftçilerimizden mi? Dükkânını siftah etmeden kapatan esnafımızdan mı? İş yerini bankaya ortak etmiş KOBİ’lerimizden mi? Yoksa iş bulmaktan umudunu kesmiş olan gençlerimizden mi?
Hepimiz biliyoruz ki bu vatandaşlarımız bu güzel ülkenin yurtsever, çilekeş insanlarıdır. Onlar FETÖ’yle hiçbir zaman ortak olmamışlardır. Onlar devletin kozmik sırlarını terör örgütüne teslim etmemişlerdir. Onlar Oslo’da PKK ile müzakere masasına oturmamışlardır. Onlar bu topraklara aşıktırlar. Memleketlerinin aleyhine hiçbir şey yapmazlar. Sizler uçaklarınızda ve tünellerinizde gizlenirken onlar demokrasi için göğüslerini siper edenlerdir.
MİLLETİN SANDIKTA ATACAĞI ŞAMARIN KORKUSU DAĞLARI SARMIŞ
Son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Ne biz, ne de Genel Başkanımız bu kurusıkı tehditlerden korkmayız. Millet için giriştiğimiz bu mücadelede hiçbir zaman geri adım atmayız. Anlaşılan milletimizin sandıkta atacağı şamarın korkusu artık dağları sarmıştır. Korkunun ecele faydası yoktur. Milletimiz sandıkta okkalı bir tokat atmasına 3 aydan az bir zaman kalmıştır.