23.7 C
Saray

Öztrak: Susurluk’tan çok daha beter

En Çok Okunanlar

CHP Sözcüsü Öztrak, İçişleri Bakanı’nın bir çete elebaşının, bir milletvekilini 10 bin dolar maaşa bağladığı yönündeki açıklaması üzerine, “İçişleri Bakanının görevi, suçluyu yakalayıp adalete teslim etmektir. Türk polisinin, ulaştığı suç teşkil eden bilgileri, ‘Zamanı gelince kullanırım’ diye çekmecede saklamak ne demek oluyor? Bu nasıl ülke yönetmek? Anayasa, kanun, hukuk, adalet nerede? İçişleri Bakanlığı milletvekillerine şantaj yapma makamı mı?” değerlendirmesinde bulundu

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
ÜLKE YAY GİBİ GERİLİYOR
Sıkıntılı, karanlık, kirli ilişkilerin ortaya döküldüğü bir dönemden geçiyoruz. Ülke uzun süredir bir buhran içinde savruluyor. Ekonomi, devlet ve salgın bir türlü yönetilemiyor. Yurttaşlarımız perişan. Vesayet rejimi milletimizi boğuyor. Siyaset- Mafya-Ticaret hattında kanalizasyon patladı. Pis kokular her yere yayılıyor. Mızrak artık çuvala sığmıyor. Erdoğan Şahsım Hükümeti, medya ve yargı üç maymunu oynuyor. Koskoca ülke bunları seyredip yay gibi geriliyor.
İNSAN SÖZLERİYLE SINANIR
Peki, bu yaşananların sebebi ne? Ülkeyi geren kimler? Bu sorulara bundan çeyrek asır önce bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı şöyle cevap vermişti: “Ülkeyi geren sizsiniz. Bu merkezi yönetimdeki anlayış. Çetelerle müşterek çalışan kafa. Mafyayla müşterek çalışan kafa. Bu ülkeyi geren bunlardır.” Sayın Erdoğan, hayat, insanı söyledikleriyle sınarmış. Bir de sekiz yıl önce Başbakan Erdoğan’ın söylediklerine bir bakalım: “Artık bu ülkede çeteler dönemi bitmiştir. Mafya dönemi bitmiştir. Cunta dönemi geri gelmemek üzere bitmiştir.” Bitti dediğiniz o dönemin bütün aktörleri, meğer sahne gerisinde sizinle birlikte oyundaymış. Ortağınız Bahçeli’yi kırmadınız. Bir mafya elebaşısını hapisten çıkarmak için özel af çıkardınız. Daha önce size hakaretler eden o çete elebaşı da, Sayın Genel Başkanımızı alenen tuttu tehdit etti. Buna sesiniz çıktı mı? Hayır! Ne demiş büyüklerimiz, sükût ikrardan gelir. Mafya ve çeteler ittifakınızın üçüncü ortağı olmuş. Cumhur İttifakı, Cürüm ve Çamur İttifakına dönmüş.
KILIÇ KININDAN SIYRILINCA “APARAT” OLDU
Zamanında sizi destekleyen bir diğer mafya elebaşı, şimdi, sosyal medya fenomeni. Tefrika halinde, eski ipliklerinizi pazara çıkarıyor. İçişleri Bakanı da, bu iddiaların tam merkezinde… Bu atama Bakan, Milletin Meclisine gelip hesap vermiyor. Ama yandaş gazetecilerle bir devlet kanalında ekranda, müsamere düzenliyor. “Organize suç örgütleri, gayrinizami harbin en önemli aparatlarından biridir” diyor. İyi de beyefendi; kılıç kendi kınını kesmezken iyiydi. Kılıç kınından sıyrılıp elinizi kesince mi aparat oldu? İşin acısı, bir zamanlar basının amiral gemisi tabir edilen Hürriyet gazetesinin basılmasıyla ilgili korkunç itiraflar var. Ama gazete, bunları bugün haber bile yapamıyor. Milletin haber alma Hürriyet’i boğazlanıyor.
O MAKAM MİLLETVEKİLLERİNE ŞANTAJ YAPMA MAKAMI DEĞİL
İçişleri Bakanının konuşması, devlet krizinin korkunç boyutunu gözler önüne seriyor. Bakan televizyon programında bu çete elebaşının, bir milletvekilini 10 bin dolar aylıkla, maaşa bağladığını söyledi. Ama bu milletvekilinin adını açıklamadı. Bu tam bir rezalet… Konuşan kim? İçişleri Bakanı. Elinde makamı gereği polislerinin çabalarıyla elde ettiği bir takım bilgiler var anlaşılan. Bunu söyleyen İçişleri Bakanı ama nedense konuyu bir türlü yargıya taşımıyor. Ya bu vekili koruyor, ya da zamanı gelince istediği gibi kullanmak için dosyasını sümen altında saklıyor. Ya da bu 10 bin dolardan kendisi de payını alıyor. Bu bakan daha önce de milletvekilleriyle ilgili mahrem bilgilere sahip olduğunu söylemişti ama yine bunlarını isimlerini açıklamamıştı. Burası bir hukuk devleti. Ortada bir suç varsa, İçişleri Bakanının görevi, suçluyu yakalayıp adalete teslim etmektir. Türk polisinin, bir takım insanlar hakkında ulaştığı suç teşkil eden bilgileri, “Zamanı gelince kullanırım” diye çekmecede saklamak ne demek oluyor? Bu nasıl ülke yönetmek? Anayasa, kanun, hukuk, adalet nerede? İçişleri Bakanlığı milletvekillerine şantaj yapma makamı mı?
O KOLTUKTA BİR DAKİKA DAHİ OTURAMAZ
Bu lafları söyleyen İçişleri Bakanı dünyanın her çağdaş demokrasisinde vakit kaybetmeden, meclis soruşturma komisyonlarında hesap verir, meclise hesap verir. Normal bir demokraside, bu konuşmaları yapan bir bakan, o koltukta bir dakika dahi oturamaz. Soruşturmanın selameti için ya istifa eder, ya da onu oraya atayan irade, çoktan onu görevden alır. Ama bugün bunların hiçbiri olmuyor. Çünkü bunların hepsi aynı gemide… İçişleri Bakanının kendisi göstermelik bir suç duyurusunda bulundu. Siz kimi aldatıyorsunuz? Savcılar soruşturmayı kimin eliyle yürütecek? İçişleri Bakanına bağlı kolluk kuvvetleriyle… Allah Aşkına! Kuzu kurda emanet edilir mi? Hâkimin davacı, mübaşirin şahit olduğu bir davada, o mahkemenin verdiği hükme adalet denilebilir mi? Denmez elbet.
MECLİS SORUŞTURMA KOMİSYONUNDA HESAP VERECEKSİN
Tekrar söylüyorum, Bakan sıfatını taşıyan kişi bu lafları ettiyse, yapacağı iki şey vardır. Önce koltuğundan kalkacaksın, sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelip, Soruşturma Komisyonu’nda hesap vereceksin.
BÖYLE BİR ÇÜRÜME HİÇ GÖRÜLMEDİ
Atalarımızın güzel bir sözü var. Ölü bir değil ki ağlayasın, deli bir değil ki bağlayasın. Önceki Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan hakkında, TBMM’ye verdiğimiz Araştırma Önergesi, AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Bu eski Bakan, Bakanlığına eşinin şirketinden dezenfektan satmış. Bunu kendi de itiraf ediyor. Aldık diyor bu dezenfektanları. Bu dezenfektanların ithalatı için de, adrese teslim gümrük tarifeleri hazırlanmış. Biz diyoruz ki; “Burada tüyü bitmedik yetimin hakkı yenmiş bunu soralım, kul hakkını TBMM sorsun” diye önerge veriyoruz. Ama bunun üstü Saray vesayeti altındaki AK Parti ve MHP Milletvekillerinin oylarıyla örtülüyor. Ucube Başkanlık sisteminde TBMM, “Dış kapının mandalı” muamelesi görüyor. Devlette ahlaki ve kurumsal çürümenin böylesi hiç görülmedi.
ALLAH’A ŞÜKÜR MEMLEKETTE BÖYLE ÇETELER YOKTUR(!!!)
Ne güzel yazmış Rahmetli Uğur Mumcu. “Bazı ülkelerde bazı kimseler, devleti soymak için politikacı kılığına girerler. Partilerde, parlamentoda boy gösterirler. İhracat, ithalat, banka soygunu gibi işleri, siyasal ilişkilerle yürütürler. Bunlar da çetedir. Çetelerin en aşağılığı da bunlardır. Bunlar, yüzlerine devlet adamı maskesi takıp, halkı soyarlar. Allah’a çok şükür, memleketimizde böyle çeteler yoktur!” soruyorum bugün ülkemizde rahatlıkla, “Böyle çeteler yoktur” diyebiliyor muyuz?
SUSURLUK’TAN BETER
Bugün yaşanan her bir skandal, 1996’da kamyon kasasında patlayan, Susurluk skandalından çok daha beter… Susurluk kazasından 4 gün sonra, dönemin İçişleri Bakanı hakkında gensoru verilmişti. 5 gün sonra bakan istifa etmiş, 8 gün sonrada soruşturma başlatılmış, 9 gün sonra TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Bugün ortada; ne işletilen bir yargı süreci, ne işleyen bir parlamento denetimi, ne de birkaç istisna dışında, bu skandalları yazan bir medya var.
SN. AKŞENER’E KURULAN TEZGAHI KINIYORUZ
Erdoğan Şahsım Hükümeti ve bu ucube sistem, eski Türkiye diyerek istiskal ettikleri 1990’lara bile, artık rahmet okutuyor. 1990’larda iyi kötü işleyen bir demokrasimiz vardı. Bugün “21 soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” kitapçığı bastırıyoruz. Toplatılıyor. “128 Milyar Dolar nerede?” diye afiş asıyoruz. Kaldırılıyor. Genel Başkanımıza tehditler savruluyor. Saldırı girişimlerinde, linç girişimlerinde bulunuluyor. Dün de Sayın Meral Akşener’e Rize’de çirkin bir tezgah kuruldu. Bu tezgahı bir kez daha kınıyoruz.
MİLLET KURU SOĞANA MUHTAÇSA SEBEBİ BU “MAFYOKRASİ”
Erdoğan gerçek ötesi otoriter siyasette vites yükseltirken, ülkemizde demokratik meşru siyaset zemini giderek daralıyor, “Mafyokrasi” sahne alıyor. Bahçeli’nin, “Madem Erdoğan hukuka uymuyor, hukuku Erdoğan’a uyduralım” mantığıyla, işte bugünlere kadar geldik. Damadın dediği gibi “At izi it izine karıştı.” Güç yozlaştırıyor. Mutlak güç mutlaka yozlaştırıyor. Bugün Türkiye’de olan tam da budur. Ve bugün ekonomimiz berbat haldeyse, milletimiz ıstırap içindeyse, yiğit kuru soğana muhtaç olduysa müsebbibi bu hukuksuzluklar ve bu mafyatik düzendir. Her zaman bu böyle olmuştur.
128 MİLYAR DOLARIN FATURASINI MİLLET ÖDÜYOR
Yasamanın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na “Siyasetten bağımsız olarak kullansın” diye verdiği bir yetki, protokolle siyasetçiye devredilmiş. O da milletin bin bir emekle biriktirdiği 128 milyar dolar döviz rezervini kayınpederiyle birlikte Merkez Bankası’nın arka kapısından buharlaştırmış. Türkiye, dünyada döviz rezervleri en yetersiz ekonomilerinden biri haline gelmiş. Dün Mayıs ayının ilk haftasına ait rezerv verileri açıklandı. Merkez Bankası’nın kasası hala kısa vadeli yükümlülükler ayıklandığında, 42 milyar dolar açık veriyor. Bunun faturası, yüksek faiz ile yüksek döviz kuru arasına sıkıştırılan milletimize pahalılık ve işsizlik olarak çıkıyor. Dövize muhtaç hükümet dış politikada dik duramıyor, bedelini yine milletimiz ödüyor.

 

- İrmet Hospital -spot_img

Benzer Haberler

- Advertisement -spot_img

Saray'dan Haberler