CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, dün MYK gündemiyle ilgili basın toplantısı düzenledi. Öztrak, “24 Haziran’dan sonra tek adam parti devleti rejimine geçtik. Bu tarihten sonra yaşananlar tek adamın aklının ne kadar yetersiz olduğu, meselelerin milletin iradesinin tecelligahı olan parlamentolarda çözülmesinin ne kadar önemli olduğunu, şu ucube tek adam parti devleti rejiminin de milletimize zam ve zulümden başka bir şey getirmeyeceğini her gün biraz daha iyi anlatıyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, dün MYK gündemiyle ilgili yaptığı basın toplantısında şunları söyledi:
Kurulumuzun gündeminde; bugün açıklanan Ocak ayı enflasyon verileri ve ekonomideki diğer gelişmeler vardı. Ayrıca, il ve ilçelerle ilgili belediye başkanlıkları nedeniyle istifalar var, bunlarla ilgili yerlerine yapılacak atamalarla ilgili konular gündemimizde yer aldı. Bugün ikinci yarıyıl başladı. Ben bütün öğrencilerimize, çocuklarımıza ikinci yarıyılda da başarılar dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.
ÖNLEMLERİN TAKATI BURAYA KADAR YETTİ, ENFLASYON YENİDEN YÜKSELMEYE BAŞLADI
Enflasyon rakamları açıklandı demiştim. Hayat pahalılığı milletimizi ezmeye devam ediyor; yangın yerine dönen çarşıda, pazarda öyle anlaşılıyor ki, fileler daha uzun süre dolmayacak. Enflasyon cephesine Ocak ayında iyi başlamadık. Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1,1; üretici fiyatları ise yüzde 0,5 arttı. 2018’i yüzde 20,3 ile kapatan 12 aylık enflasyon rakamı Ocak ayında yeniden tırmanmaya, yukarı doğru gitmeye başladı. Böylece, geçtiğimiz yılın son iki ayında alınan daha çok piyasa dışı önlemlerle gerilemeye başlayan enflasyonun yeniden yukarıya doğru çıkmaya başladığını gördük. Yani önlemlerin takati buraya kadar yetti. Hep bunu söylüyorduk, yani bu tür aspirin tedavisiyle, pansumanla bu işleri geçiştiremezsiniz diyorduk.
GIDA ENFLASYONUNDA REKOR
TÜİK’in resmi rakamlarıyla dahi mutfaktaki yangın, çarşı pazardaki kriz saklanamıyor. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatları, Ocak ayında yüzde 6,4 artmış. 12 Aylık mutfak enflasyonu (gıda enflasyonu) ise yüzde 32’ye ulaşmış. Bu mevcut serinin rekoru.
Son bir ayda; çarliston biberin fiyatı yüzde 87, patlıcanın fiyatı yüzde 81, dolmalık biberin fiyatı yüzde 68, ıspanağın fiyatı yüzde 66, sivri biberin fiyatı yüzde 63, pırasanın fiyatı yüzde 29 artmış. Vatandaşın gerçek enflasyonu, resmi rakamların çok çok ötesinde. Geçtiğimiz hafta Tekirdağ’da Süleymanpaşa İlçemizde Perşembe Pazarında pazarcı esnafımız ve vatandaşlarımızla birlikteydim. Yarım kiloluk fiyat etiketlerini gözlerimle gördüm. Gramla ve taneyle yapılan alışverişleri gözlemledim. Boş torbalarla pazardan çıkan vatandaşlarımızı gördüm. Pazarda alan da satan da şikayetçi. İkisi de mutlu değil. Pazarcı malın kendine geliş faturasını gösteriyor, vatandaş ise satış etiketlerini. Ne çiftçilerimiz ne pazarcı esnafımız ne de sebze meyve alan halkımız bu garip ticaretten memnun. Ama bu ticaret senelerdir sürüyor.
SICAK PARA ŞALI KALKTI, ENFLASYON AZDI
17 yıllık iktidar baktığımızda ne doğru düzgün bir Hal Yasası çıkarttı, ne de doğru düzgün bir AVM Yasası çıkardı esnafı koruyacak. Şimdi senelerdir bu bereketsiz ticaret sıcak para şalının altında gizlenmiş duruyordu. Ne zamanki sıcak para şalı ortadan kalkmaya başladı, enflasyon azdı şimdi bu garip ticaretin etkileri de ortaya çıkmaya başladı. Para bolken tedbir almayan iktidar, şimdi marketçiden, pazarcıdan ve bu acayip ticaretten şikâyet ediyor.
PAHALILIĞIN SORUMLUSU, 17 YILDIR BUNA GÖZ YUMAN ERDOĞAN YÖNETİMİ
Ben size söyleyeyim, bu pahalılığın bir tek sorumlusu var; o da ülkeyi sıcak paracılara teslim eden ve üreticiden tüketiciye giden zincirde yandaş aracılara, komisyonculara, müdahale etmeyen, 17 yıldır bu işe göz yuman Recep Tayyip Erdoğan yönetimi.
İthalatla köşeye sıkıştırılan, girdi fiyatları ile ürün fiyatı arasında ezilen; kanuni desteklerini bir türlü alamayan, bu nedenle de bugün artık tarlasını ekememe noktasına gelen, üretim yapamayan çiftçimiz de; evine gramla, taneyle sebze, meyve alan, naylon poşete bile para ödemek zorunda bırakılan milletimiz de Saray iktidarından çözüm bekliyor. Ancak Saray ne yapacağını bilmiyor.
YETKİ BEYLERDE, SORUMLULUK MİLLETTE
Artan fiyatlarla mücadele için önce zorunlu yüzde 10 indirim kampanyası başlattı, sonra işe yaramadı. Depolara, marketlere, pazara zabıta gönderdiler, yine olmadı. Şimdi vatandaşa, “Mevsiminde olmayan ürünleri tüketmeyin, ucuz market arayın” demeye başladılar. Bu ne demek? Bu, “Ben pahalılıkla mücadele edemiyorum ey vatandaşım sen başının çaresine bak” demek. Yetki beylerde, sorumluluk millette. 17 yıldır tarladan vatandaşın sofrasına uzanan zincirdeki sıkıntıları çözememelerini nasıl izah edecekler? Geçen seçimde “Bu kardeşinize oy verin, dövizi, faizi, pahalılığı, hasılı her şeyi çözerim” dediler. Ne yaptılar?  Hiçbir şey. Her gün işler biraz daha kötüye gidiyor. Millet her türlü yetkiyi verdi ama onlar bir türlü gereğini yapmadılar. Milletten kopmuşlar, “Yetki bizde olsun, sorumluluğumuz olmasın. Bizde sarayımızda efulilerle, ejder meyvesi şerbetleriyle keyif sürelim” diyorlar.
UCUBE TEK ADAM PARTİ DEVLETİ REJİMİ MİLLETE ZAM VE ZULÜM GETİRDİ
24 Haziran’dan sonra tek adam parti devleti rejimine geçtik. Bu tarihten sonra yaşananlar tek adamın aklının ne kadar yetersiz olduğu, meselelerin milletin iradesinin tecelligahı olan parlamentolarda çözülmesinin ne kadar önemli olduğunu, şu ucube tek adam parti devleti rejiminin de milletimize zam ve zulümden başka bir şey getirmeyeceğini her gün biraz daha iyi anlatıyor.
ZAMLAR HAZIR, SEÇİMDEN SONRA “CİVCİV ÇIKACAK”
Son olarak, Türkiye sehven zamla da bu iktidar döneminde tanıştı. Avrasya Tüneli’nde seçimden sonra yapacakları zammı, seçimden önce açıklamalarının adına “sehven zam” dediler. Sehven dedikleri zam da öyle böyle değil, yüzde 40’a yaklaşıyor. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in dediği gibi belli ki hesabı kitabı yapmışlar, her şey hazır, seçimden sonra “yumurtadan civciv çıkacak!” Yani zam geliyor, zamlar geliyor bu onun göstergesi ama seçimden sonra.
ALGI OPERASYONUNUN ALASINI YAPIYORLAR
Uzunca bir süredir bu iktidarın IMF ile söz kestiğine dair iddiaları burada huzurlarınızda dillendirip, “Anlaşılan nişanı, nikahı da 31 Mart’tan sonra bir arada yapacaksınız” diyorduk. “Cami avlusunda farklı, Londra, New York’ta, Körfez ülkelerinde, yabancı başkentlerde farklı konuşmayın; elin oğluna ne anlatıyorsanız, milletimize de onu anlatın” diyorduk. Sarayın damadı sonunda, pek de devlet adabına uymayan bol suçlama ve tehditle süslenmiş bir üslupla yazılı bir açıklama yaptı. Daha dün yabancı danışmanlık şirketi McKinsey’den teknik destek almak için uğraşan bu şahıs; şimdi çıkmış “Ne kredi açısından ne de teknik destek açısından IMF ile yolumuz kesişir; algı operasyonu yapıyorlar” demiş. Bizi algı operasyonuyla suçlayanlar; algı operasyonunun alasını yapıyorlar.
MALİYE VE PARA POLİTİKALARINI SEÇİM VİTESİNE TAKTILAR
Seçimi kaybedeceklerini anlayınca maliye ve para politikalarını yeniden seçim vitesine taktılar. Ama buna karşılık, uluslararası yatırımcı toplantılarında da döviz baronlarının kulaklarına “Sesinizi çıkarmayın, merak etmeyin seçimden sonra IMF ile anlaşacağız” diye fısıldamaya başladılar. Bu algıyı seçime kadar kendilerine nefes alma imkânı versin diye oluşturmaya çalışıyorlardı. Ama bugünün dünyada hiçbir şey gizli kalmıyor. Bu haberler, önce uluslararası yatırımcı raporlarına yansıdı. Sonra da Sarayın koridorlarından köşe yazılarına taşındı. Sarayın, IMF algısıyla piyasaları rahatlatıp, doludizgin seçim ekonomisi uygulama stratejisi de suya düştü. Şimdi sıkıştılar on parmaklarında on kara bize sürmeye çalışıyorlar.
ASIL “HASTALIKLI RUH HALİ” BUDUR
Bu işler hastalıklı ruh işiymiş. Esas tehlikeli, hastalıklı ruh hali millet pahalılık ve işsizlik altında ezilip iniminim inlerken kriz yok diye ter ter tepinmektir. Esas hastalıklı ruh hali istediği olmayınca, babasının kucağına koşan şımarık sosyete çocuğu halleridir. Aslında suçluların telaşıyla bu kadar bağırıp çağırıyorlar. Kalkıp, çıkıp IMF ile ne seçim öncesinde, ne de seçim sonrasında bir anlaşma yapmayacağız diye net bir açıklama yapsalardı bu yeterli olurdu. Ben bir kez daha uyarayım. Ekonomiyi sıcak parayla şişirme stratejisinin ve tek adam parti devleti rejiminin liyakat ve hukuk tanımazlığının kaçınılmaz sonucu olan bugünkü ekonomik kriz, her geçen gün biraz daha derinleşiyor, her geçen gün biraz daha vatandaşın canını yakıyor. Bunu bütün göstergelerde görüyoruz.
BU AÇIKLAMAYI YAPANA BAKKAL DÜKKANI EMANET EDİLMEZ
Devlet adabından nasibini almamış liyakatsiz kalemler tarafından yazıldığı anlaşılan ve damat tarafından açıklanan metin tam bir cehalet örneği. Bakın açık söyleyeyim, bunu yazan ellere, bırakın devletin Hazinesini emanet etmeyi, bakkal sahibi dükkânını emanet etmez. Ama Sarayın başının torpiliyle ne yazık ki bunlara beytülmal emanet ediliyor.
BU YIL HER GÜN KÜRESEL PİYASADAN 551 MİLYON DOLAR BULMAMIZ GEREKİYOR
Borçtan, borç çevirmeden ve mali disiplinden bahsediyorlar yazılarında. Bunlar ya bu rakamlara bakmıyorlar ya da bu rakamları okumuyorlar. Önümüzdeki bir yılda çevrilecek dış borç yaklaşık 175 milyar dolar. Bunların cari açık tahmini ise 26 milyar dolar. Yani resmi rakamlara göre, bu yıl her gün küresel piyasalardan 551 milyon dolar para bulmak zorundayız. Sıcak paraya yaslanarak ekonomiyi şişirme stratejisiyle geldiğimiz nokta bu. Her gün 551 milyon dolar para bulma ihtiyacı.
İŞTE BU NEDENLE EN KIRILGAN BEŞ EKONOMİDEN BİRİYİZ
İşte bu nedenle zaten ülkemiz hep en kırılgan beş ekonomi arasında. İşte bu nedenle TL son bir yılda kendi liginde en fazla değer kaybeden ikinci para. İşte bu nedenle CDS de dediğimiz Türkiye’nin borç temerrüt risk primi hala kendi liginin en yükseğinde. Devlet hazinesini ehil ellere vermemelerinin sonuçları da vahim. 2017’de yüzde 11,4 olan ortalama Hazine iç borçlanma faizi; 2018’de yüzde 17,5’a çıkmış.  Neye rağmen? Hazine ihalelerine yapılan ve önümüzdeki dönemde milletimize ciddi bedeller ödetecek piyasa dışı müdahalelere rağmen. Faizler şuanda 10 yıl öncenin seviyesinde. Dolar cinsinden tahvillere artık daha iki yıl önce TL cinsinden faizlere ödediğimiz faizi ödüyoruz. İç borçlanmanın vadesi 2017’de 71 ay iken, 2018’de 59 aya düşmüş. Uzunca bir süredir içerde dövizle borçlanmayan Hazine 2018’de yeniden dövizle borçlanmaya başlamış.
MİLLETİN SIKINTISINA “DENGELEME” DİYORLAR
Piyasada çarklar durmuş. Millet cebindekileri korumaya çalışıyor. Tahsili geciken ticari krediler bir yılda yüzde 74,5 artmış. Krediler ise bu dönemde sadece yüzde 16 artmış. Protesto edilen senet tutarı, 2018’in Ocak-Kasım döneminde, bir önce yılın aynı dönemine göre yüzde 50’ye yakın artmış. Türkiye’de millet ekonomik krizin pençesinde inim inim inlerken, çarşı pazar yangın yerine dönmüşken, şirketler konkordato sırasına girmişken, ekonomi daralırken, işsizlik almış başını giderken, bunlar çıkıyorlar milletin yaşadığı acıların adına hiç sıkılmadan “dengelenme” diyorlar. İşte esas hastalıklı ruh hali budur.
MİLLET ONLARI 31 MART’TA DENGELEYECEK
Hayatında hiç sıkıntı yüzü görmeyenler elbette milletin sıkıntısını anlayamaz. Saraylarında bir eli yağda, bir eli balda olanlar, döküntü mal alabilmek için pazarın kapanmasını bekleyen vatandaşın halini, acısını bilmez, milletin çektiği sıkıntılara “dengelenme” diyerek milletimizle adeta alay ederler. Milletimiz kendisiyle alay edenlere, 31 Mart’ta gereken ayarı verip onları da bir güzel “dengeleyecektir”.
BİZİM DERENİN TAŞIYLA BİZİM DERENİN KUŞUNU VURDURDULAR
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin göreve geldiği 2002’de kurumlar vergisi şampiyonu olan Türk Telekom, 2018’de zarar açıklamıştır. Biz, Türk Telekom özelleştirilirken bu iktidarı çok uyardık. Ama ne yaptılar, Lübnanlılara ve Suudilere bizim derenin taşıyla bizim derenin kuşunu vurdurdular. Karlar bunlara gitti, zararlar, borçlarda bizim bankalara kaldı. Şimdi bir benzerini Sakarya’daki tank palet fabrikasında yapmaya hazırlanıyorlar. Milli harp sanayimizin en kritik fabrikalarından birini Katar ordusuna peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Sonra da kalkıp aynen TELEKOM’da yaptıkları gibi, o zamanda böyle yapmışlardı. Bu peşkeşin adına bu “özelleştirme” değil “işletme hakkının devri” diyorlar. Saray geçtiğimiz yılın son ayında çıkardığı özelleştirme kararına bir baksın. Sakarya’daki Tank Palet Fabrikasının devrinin ne anlama geldiği orada yazıyor. Orada açık açık özelleştirme kararı deniyor. Kendi imzalarını mı inkâr edecekler? Genel Başkanımız Saraya milletimiz adına; “Fabrikayı verdik diyorsunuz, hani bu işin ihalesi, hani verilen teklifler, hani ihale dokümanları?” diyerek 9 tane soru sordu hala tık yok.
SARAYIN BEKÇİSİNİN KANINA DOKUNMAMIŞ
Bir de Sarayın bekçisine de geçtiğimiz günlerde bir soru sormuştuk. “Milli harp sanayimizi Katar ordusuna ve onun “Türk olmaktan mutluluk duymam” diyen ortağına peşkeş çekilmesi içinize siniyor mu?” demiştik. Anlaşılan bu peşkeş; vatan, millet, beka laflarını ağzından düşürmeyen sarayın bekçisinin hiç kanına dokunmamış. O nedenle de bizim sorumuza cevap vermek yerine her zaman yaptığı gibi seviyesizce Genel Başkanımıza ve bize saydırmayı tercih etmiş. Bu arada bir de dönmüş demiş ki  “Biz ne zaman kardeş olduk?” Biz ister Adalet ve Kalkınma Partisine oy versin, ister MHP’ye oy versin, ister İYİ Partili, ister HDP’li, ister Saadet Partili, ister İşçi Partili veya diğer partilerden olsun, bu topraklarda yaşayan, ülkesini, bayrağını, halkını seven, koltuk için milletini bölmeyen, savunma sanayimizin üretim üslerini Katar ordusuna peşkeş çekmeyen, özgürlüklerden, demokrasiden yana olan herkesi kardeş biliriz.
BU SÖZLERİ SÖYLEDİĞİ KİŞİNİN BEKÇİLİĞİNE SOYUNANDAN BİZE KARDEŞ OLMAZ
Ancak Sayın Bahçeli sakın alınmasın. Dün, “Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapan, teröristlere kucak açandan Cumhurbaşkanı olmaz; Vatanı bölme, milleti 36’ya ayırma hedefinde olandan Cumhurbaşkanı olmaz; Villalara balya balya doları yığandan, kamu arazilerini zimmetine geçirenden, evdeki paraları sıfırlarken haysiyet ve inandırıcılığını sıfıra düşürenden Cumhurbaşkanı olmaz; TSK’ya kumpas kurandan Başkomutan olmaz; Türklüğü reddeden, TC’yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkarcıdan Türkiye Cumhurbaşkanı olamaz” deyip, sonra da kendi koltuğunun bekası uğruna, bu sözleri söylediği kişinin bekçiliğine soyunandan da bize kardeş olmaz.
ZİLLET ARIYORSANIZ, ZİLLET BUDUR
Zillet arıyorsanız işte asıl zillet budur. İzzetli milletimize, çıkıp zillet, illet demeyi bırakın. Siz kimsiniz? Bu ne cüret? Kendi milletiyle kavgaya tutuşan, sonra da ondan oy isteyenden siyasetçi olur mu? Bu şaşkınlara milletimiz sandıkta en güzel dersi verecektir.
KÖPRÜLERİN ÜSTÜNDE “SAHİBİNDEN SATILIK” İLANLARI
“Milletin cebinden bir kuruş para çıkmıyor” deyip giriştikleri dolara endeksli gelir garantili Kamu-Özel İşbirliği Projeleriyle milletin cebinden yandaş müteahhitlerin, beşli çetelerin kasasına boru hattı çektiler. Sadece bugünümüzü değil; hem bizim hem de çocuklarımızın geleceğini ipotek altına aldılar. 16 yılda kurdukları hortumcu piyasa ekonomisinin şimdi artık boyası dökülmeye başladı. Bu sistemle kurulan köprülerin üstüne “sahibinden satılık” ilanları asılıyor.
MİLLETİN SIRTINDAN DOYAN DOYANA
İstanbul’daki Üçüncü Köprü’nün yabancı ortağı hisselerini Çinlilere satmanın yolunu arıyormuş. Ancak bu satışın şartlarından birisi de geçiş ücretlerinin yılda bir defa değil, dört defa güncellenmesiymiş. Zammın adı güncellenme biliyorsunuz bunlarda. Yani döviz kurundaki artışlar vakit geciktirilmeden köprü geçiş ücretlerine yansıtılırsa bu satış olacakmış. Cebinden bir kuruş para çıkmayacak dediler milletimize, şimdi milletin sırtından doyan doyana.
31 MART, AKP BELEDİYECİLİĞİNİN İFLASININ İLANI OLACAK
31 Mart geliyor. CHP belediyeciliği, en yüksek insani gelişmişlik şartlarında yaşamak demek. Vatandaşın dertlerine derman olmak demek. Belediye başkanı ve belediye meclisi adaylarımız, il genel meclisi adaylarımız vatandaşımıza en yüksek standartlarda hizmet verebilmek için hemşerilerinin oylarına talipler. Biz de tüm vatandaşlarımızın oyuna talibiz. 25 yıldır İstanbul’u ve Ankara’yı talan eden, şehirlerimizi AVM ve gökdelenlerle dolduranlara, yeşili betonla boğanlara, 16 yıldır ülkeyi yönetip bugün tüm bu yaptıklarından şikâyet ederek, sorumluluktan kaçabileceklerini sananlara, milletimiz 31 Mart’ta en güzel cevabı verecektir.
31 Mart metal yorgunu AKP belediyeciliğinin iflasının ilan edildiği tarih olacaktır. 31 Mart milletin saraya taşınıp kendini unutanlara sarı kartı göstereceği bir dönüm noktası olacaktır. Millet işbirliği olarak, bundan önce hangi partiye oy vermiş olursa olsunlar, 57 milyon seçmenimizle sandıkta büyük millet ittifakını gerçekleştirmek için var gücümüzle çalışacağız.