REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Saray Gazetesi

Öztrak’tan Erdoğan’a: Atatürk’e hakaret eden tek parti genel başkanı

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Öztrak’tan Erdoğan’a: Atatürk’e hakaret eden tek parti genel başkanı
170
17 Temmuz 2020 - 9:18
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Öztrak, “Ayasofya kararına ‘tarihe karşı ihanet’ diyerek kararda imzası olan Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiniz. Bu ülkede cumhurbaşkanı makamında oturup da Atatürk’e hakaret eden tek parti genel başkanı sizsiniz” dedi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak , düzenlemiş olduğu basın toplantısında şu hususlara değindi:
VESAYETÇİ REJİM, FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ
Bundan tam iki yıl önce, ülkemiz ‘vesayetçi tek adam rejimiyle’ tanıştı. İki yıldır bu ‘vesayetçi saray rejiminin’ millete faturası her gün biraz daha ağırlaştı. Saray rejimi ve sosyetesi, son iki yıldır, freni patlamış, kontrolden çıkmış bir kamyon gibi, milletimizi eze eze gidiyor. Milleti unuttular. Milletin feryadını duymuyorlar. İktidara gelirken ‘her derde derman’ olacak dedikleri bu ucube rejim, bugün milletin başına bırakın derdine derman olmayı başına tam bir dert oldu. Ellerini değdirdikleri yer, elde kalıyor. Ekonomi dökülüyor, dış politika dökülüyor, eğitim dökülüyor, hukuk ve adalet dökülüyor, liyakatsizlikle malul ettikleri devlet yönetimi dökülüyor, bu beceriksizliğin ve çürümenin bedelini de aziz milletimiz, canıyla, işiyle, aşıyla çok ağır bir şekilde ödüyor.
HERKESİ KÖR, ALEMİ SERSEM SANIYOR
Erdoğan herhalde ‘herkesi kör, âlemi de sersem’ sanıyor. FETÖ’cülere, ‘beraber yürüdük biz bu yollarda’ diye ağıt yakıp; ‘Dön artık memleketine bitsin bu hasret’ diye zırıl zırıl ağlayan kimdi? Bunlara ‘Ne istediniz de vermedik’ diyen kimdi? Milli ordumuzun harimi ismetine, kozmik odasına bu FETÖ’cüleri sokan kimdi? Erdoğan’dı. ‘Kemalist gelenekle, FETÖ’cüleri birbirine kırdırdık’ diyerek, hain darbenin ardındaki siyasi aklı televizyonlarda hem de daha birkaç gün önce ifşa eden kimdi? AK Parti’nin Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısıydı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın uyarılarına ve Genelkurmayın talebine rağmen, darbenin başrolündeki generallerin, kibirli adamın isteğiyle ordudan ihraç edilmediğini açıklayan kimdi? O dönemin başbakanıydı. Yine bu darbe girişimini, ‘Allah’ın lütfu’ deyip, siyasi fırsat olarak kucaklayan, kullanan kimdi? O da Erdoğan’dı.
HANGİ YÜZLE HESAP SORUYORSUN
Şimdi sen o gece havada uçaktayken, Başbakanın tünelde saklanırken, uçağının rotasını nereye çevireceğine bir türlü karar veremezken, İstanbul’daki ordu komutanından garanti almak için uğraşırken, milletvekillerimize ‘Darbeye derhal karşı çıkın’, ‘Meclis’e gidin, ben de Ankara’ya geliyorum’ diyen Genel Başkanımızdan hangi yüzle hesap soruyorsun? O zaman biz de soralım; ‘Darbe öncesi Marmaris’te işiniz neydi? Uçaklar, helikopterler neden orada hazır duruyordu? Önceden bir istihbarat mı aldınız? Uçağa saat kaçta bindiniz? Bu hususları içeren muhalefet şerhimizin de içinde yer aldığı TBMM Darbe Araştırma Komisyonu raporunu neden yayınlatmadınız?’
ŞÜPHELİ OLAN SİZİN ROLÜNÜZ
Açığa kavuşturulmamış, üzerinde şüphe bulutları olan, esas sizin ve çevrenizdekilerin bu darbedeki rolüdür. Konuştukça batıyorsunuz. Genel Başkanımız söyledi. O gün kimin nerede olduğunu, kiminle konuştuğunu gösteren kayıtları açıklayın. HTS kayıtlarını ortaya koyun. Gerçekler ortaya çıksın. Ama şunu tekrar söylüyorum, günü, vakti, saati geldiğinde 15 Temmuz ve 20 Temmuz’a giden sürecin gün görmemiş bölümleri mutlaka aydınlanacaktır.
ŞEHİT YAKINI VE GAZİLERİN PARALARINI VERİN
Sarayın kibirli adamı on parmağında on kara etrafa sürerken. Sarayın propaganda memurları da, Mehteranlı filmlerle 15 Temmuz şehitlerimizin aziz hatıralarını siyaseten istismarda yarışa girdiler. 15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için 309 milyon lira para toplanmıştı. Toplandığı günkü dolar kurundan 81,5 milyon dolar yapıyor. Şehit yakınları ve gaziler hakkını istedi. Bunlar şehit yakınlarına ve gazilere etmediklerini bırakmadılar. Siz önce, 15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için toplanan bağışlar nereye gitti onun bir hesabını verin. Şehit olan 251 yurttaşımızın aziz hatıraları için, 2 bin 196 gazimizin hakkı için bir kez daha soruyoruz. Nereye gitti bu paralar? Niye hak sahiplerine ödenmiyor? Şehitlerimizin ve gazilerimizin hakkı, kimlerin kursağına girdi? Cevap verirler mi? Vermezler.
FETÖ OKYANUS ÖTESİNDE, FİKİRLERİ İKTİDARDA

FETÖ okyanus ötesinde ama fikirleri iktidarda. Bunu en son, ‘çoklu baro’ için verilen yasa teklifinde gördük. Saray, şehit ailelerinin ve canlarını ortaya koyan gazi yurttaşlarımızın hakkını vereceğine, bir FETÖ projesi olan ‘çoklu baro’ projesine sahip çıktı. İktidarın grup başkanvekili de şecaat arz ederken sirkatin söyleyiverdi.  ‘FETÖ, PKK baro kurarmış, kursunlar’ deyiverdi. İşte bu zihniyet FETÖ ve PKK ile yıllarca kol kola yürüyen zihniyettir. İşte bu zihniyet yüzünden 251 yurttaşımız şehit olmuştur. Akıl olmayınca, neylesin sakal? Ne de olsa akılsızlıklarının bedelini bunlar ve saray sosyetesi ödemiyor. Bedeli hep milletimiz ödüyor.
VATANDAŞA BU DÜNYADA KIYAMETİ YAŞATIYORLAR
Bu vesayet rejimi milletimizi, sadece canıyla değil; işiyle, aşıyla da sınıyor. Saray’ın sosyete damadının vesayetindeki TÜİK, işsizlik rakamlarını daha yeni açıkladı. Saray rejiminin iş başı yaptığı günden bugüne, yani son iki yılda. 3 milyon 202 bin yurttaşımız işini kaybetmiş. Tek bir ayda, sadece bir ayda 968 bin kişi işinden ayrılmış. Hem de sarayın sosyete damadının ‘2,5 milyon ilave istihdam yaratacağız’ diye, geçen yılın başında, milletimize söz vermesine rağmen. Odalar ve Borsalar Birliği’ne otellerde süslü toplantılar düzenletmelerine rağmen. Bıraktık 2,5 milyon kişiye yeni istihdamı, bu beceriksizlerin elinde, işi olanlar da işini kaybetti. ‘Gerçek işsiz’ sayısı, 10 milyon 221 bine çıktı. 10 milyonu aştı. İnsanın hayatında ölüm ve amansız hastalıktan sonra en büyük kıyamet işsizliktir. Dile kolay, bu rejim 10 milyon 221 bin yurttaşımıza daha yaşarken kıyameti yaşatıyor.
JAKUZİLERDEN VİDEO ÇEKİP, MİLLETLE “FAKİR” DİYE DALGA GEÇİYORLAR
İşsizler ordumuzun sayısı dünya üzerindeki 104 ülkenin nüfusundan fazla. Ve çok daha acısı… Bu liyakatsiz kadroların elinde koskoca bir genç kuşak heba edilmek üzere. 25-29 yaşındaki her 100 gencimizden 40’ı ne eğitimde, ne de bir işte çalışıyor. Taşı sıksa, suyunu çıkaracak 2 milyon 458 bin gencimiz evinde oturup, anasının babasının eline bakıyor. Ama saray sosyetesinin gençlerine, Sarayın yanaşmalarına, beslemelerine hava hoş… Onlar köpüklü jakuzilerde video çekip, ‘fakirler, beni rahatsız etmeyin’ diye milletle alay etmeye başladılar. Milletin çocukları tek bir maaşlı iş bulamazken, Sarayın beslemeleri üçer beşer maaşla dünyalıklarını yapıyor.
BAYRAM İKRAMİYESİ 1500 TL OLMALI
Son altı bayramdır, emeklimize ‘bayram ikramiyesi’ diyerek 1000 lira veriyorlar. Bu parayla 3 yıl önce bir koç kurban edilirdi, şimdi artık bırakın koçu kuzunun yanına bile zor yanaşılıyor. Bir kez daha söylüyoruz. Emekliye bu bayramda ‘en az 1500 lira bayram ikramiyesi’ verin. Emeklimiz de çocukları ve torunlarıyla, gönül rahatlığıyla bir bayram yapabilsin. Şimdi mevcut ikramiyenin üstüne maaş farklarını koyup ödeme yapacaklarmış. Emeklilerimizi kandırmaya kalkmayın. İkramiye ayrı, maaş farkı ayrı.
MERTÇE, DELİKANLICA ÇIKIN
Biz kendilerine açıkça söyledik. Ayasofya’yı cami mi yapmak istiyorsunuz. Yetki sizde. Mertçe, delikanlıca çıkın. Öyle Danıştay kararını falan beklemeyin. Çıkarın bir kararname, olsun bitsin. Yaptılar mı? Yapamadılar. Bir yandan, ‘1934’te yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararı iptal edilmesin’ diye Danıştay’a sözde bir savunma verirken, diğer yandan da, ‘Ayasofya dik duruşumuz sayesinde ibadete açıldı’ diye caka sattılar. Hadi oradan. Yapılanın adı siyasi riyakârlıktır, ikiyüzlülüktür.
TEK İŞİ DE DÜZGÜN YAPIN
Ama bunun kadar önemli olan bir başka husus da, yetkinizi kullanmayıp, kendi atadığınız hâkimlerin arkasına saklanarak, bedelini milletimizin ödeyeceği bir hukuki garabete neden olmanızdır. Bu kararlar; yıkılmış Osmanlı’nın hukukuna dayanarak, cumhuriyetin hukukunu yok saydı. Yarın bir gün yok olmuş bu hukuka ve yok olup gitmiş padişah iradesine göre birileri daha hak iddia ederse, Osmanlı dönemindeki malını, mülkünü talep ederse ne olacak? Son aldığınız Vakıfbank hisselerini hazineye devreden kararınızı bu işin neresine koyacağız? Bunu Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne iade edecek misiniz? Bu memlekette aklı başında tek bir hukukçu kalmadı mı? Tek bir işinizi de doğru düzgün yapın.
YARGININ ARKASINA SIĞINDILAR
Ayasofya 567 yıldır bizimdir. Ve İstanbul’un iki büyük fatihi vardır. Biri Fatih Sultan Mehmet Han… Diğeri ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk… Biz iki atamızla da gurur duyuyoruz. İstanbul’un anahtarını emperyalistlere bırakıp kaçan Vahdettin, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kılıç hakkından vazgeçmiştir. Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde milletimiz, Osmanlı hanedanının vazgeçtiği o hakkı, söke söke geri almıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kılıcı olmasaydı, bugün Ayasofya’da, Sultanahmet’te, Süleymaniye’de ecdadın mukaddes emanetleri üzerinde hak iddia edebilir miydik? Yoksa Ayasofya ile beraber tüm bu mukaddes emanetler de emperyalistlerin eline mi geçerdi? İşte Gazi, kılıç hakkının verdiği bu özgüvenle, Ayasofya’yı bütün insanlık âleminin ortak mirası olarak müze yapmış ve tüm insanlığın ziyaretine açmış. Bunu beğenmediniz mi? Elinizde yetki var. Bunu yetkinizi kullanarak değiştirebilirdiniz. Ama siz yargının arkasına sığınmayı tercih ettiniz.
CUMHURBAŞKANI KOLTUĞUNA OTURUP ATATÜRK’E HAKARET EDEN TEK PARTİ BAŞKANI
Bununla da yetinmediniz bu karara ‘tarihe karşı ihanet’ diyerek kararda imzası olan Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiniz. Bu ülkede cumhurbaşkanı makamında oturup da Atatürk’e hakaret eden tek parti genel başkanı sizsiniz.
Bir ihanet varsa; Rant uğruna, ecdadın emaneti İstanbul’a ihanet hançerini saplayan, kupon arazileri yandaşlarına peşkeş çeken, Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün kılıç hakkıyla aldığı toprakları, Katar Emiri’nin annesine tarla olarak satıp, sonrada emrindeki bakanlığın kararıyla ticari arsaya çevirerek milyonlarca dolar kazandırmaya kalkan, sonra da utanmadan, sıkılmadan ‘İstanbul’a ihanet ettik’ diyenlerdedir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken dilinizden düşürmediğiniz, Fatih’in bedduasını unutma… ‘İstanbul’da fethettiğim yerleri yabancılara satanlar Allah’ın gazabına uğrasınlar.’

 

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Saray Gazetesi’nde yer alan yazılar kaynak gösterilerek ve bağlantı verilerek kullanılabilir.