Trakya’da büyüdüm, Trakya’da yaşıyorum ve Trakya’yı çok seviyorum. Trakya’nın kendine has toplumsal deyişleri ve sözleri vardır ama bunların çoğunluğunu kullanamıyorum. Sebep basın ilan RTÜK falan filan… ‘Anamıza küfretseler bundan hafif kalır’ diyerek olayı geçiştirelim ama özünde daha kötü bir durumla karşı karşıyayız.

Trakya dediğimizde tarım gelir aklımıza; bağ, bahçe, yeşillik ve doğal güzellikleri ile vatanımızın eşsiz güzelliklerinin bulunduğu cennet köşelerinden birisi gelir. Ama en önemli geliri de tarımdır.
TARIMIN İLK YAPILDIĞI TOPRAKLARA TARIM İTHAL ETMEK
Lafı uzatmadan konuya gireyim: Tarım öldü! Neden mi? Çiftçi artık hiçbir şey üretemiyor. Tarım ürünleri için yıllık ithalatımız 126,5 milyar dolara ulaştı. Peru’dan nar, Belarus’tan salatalık, Rusya’dan domates, Kenya’dan çay, Çin’den kuru fasulye alıyoruz. Bu liste daha böyle uzayıp gidiyor.
YEM FİYATI ARTSA DA SÜT FİYATI DEĞİŞMİYOR
Hayvancılık da önemli Trakya’da. Edirne’nin peynirinden Saray’ın manda yoğurdundan bahsetmeden olmaz. Ama son günlerde ithal sığırlar daha çok konuşuluyor. Romanya’dan alınan sığırlar ölmeye başladı. Olsa olsa buna ‘Rumen kazığı’ denir. Süt litre fiyatı 1 TL, yaklaşık 8 yıldır kuruşluk değişim yaşanmamıştır. 8 yılda yem ve veteriner ilaç kullanımlarında %80’i bulan artışlar yaşandı.
ÇİFTÇİNİN HAKKINI KİM SAVUNACAK?
Neden çiftçinin hakkı bu kadar gasp ediliyor ve niçin bu haksızlığa kimse dur diyemiyor. Çiftçiler birlik olsa ve bu duruma karşı sesini yükseltse, hakkını arasa olmuyor mu? Çiftçilerin birliğini ve haklarını savunacak hiçbir kurum yok mu?
ÇİFTÇİLERE CECELİ TERAPİSİ(!)
Türkiye Ziraat Odaları var(!) Ağlanacak halimize gülmek gibi bir durum söz konusu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği(TZOB) ne yapıyor? 11 yıl aradan sonra ilk defa meydanlara iniyor(!) TZOB, 14 Mayıs Pazar Günü Saat 13.00’da Ankara Tandoğan Meydanında Dünya Çiftçiler Günü sebebiyle etkinlik düzenleyecek. Sevcan Orhan ve Mustafa Ceceli’nin şarkılarıyla çiftçiler coşacak(!)
TRAKYA KATLEDİLİYOR
Kısacası Trakya’nın güzel insanları; taş ocakları, termik santraller, nükleer santral ve Türk Akımı Hattı projeleri ile Trakya’nın doğa ve tabiatı katledilsin, Ergene nehri sanayi pisliği ile zehir aksın, sağlık sorunları baş göstersin, sakat çocuk doğum oranları artmaya devam etsin ve bizler de susmaya devam edelim.

NOT: Mesele parti meselesi değil! Hangi partiye oy verdiğinizin önemi yok. Bu mesele sistem meselesi. Önemli olan perde siyaseti ile bakış yönünüzü değiştirip altınızdan toprağın kayıp gittiğini görebilmek. Hak arama bilinci ile birlikte hareket etmediğimiz takdirde bundan 10 yıl sonra Trakya diye bir kavramdan da topraktan da bahsetmemiz mümkün olmayacağa benziyor.