Malum, bugünlerimizin en büyük gündem maddesi 16 Nisan’da gerçekleşecek olan Anayasa değişikliği referandumu. En büyük tartışma konusu ise ‘Partili Cumhurbaşkanlığı’ ve ‘Tek Adam’ idaresinde yönetim anlayışı.
ATATÜRK VE PARTİSİ CUMHURİYETİ İNŞA ETTİ
Peki, Türkiye tarihinde hiç partili Cumhurbaşkanlığı süreci yaşanmadı mı? Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün tek partili sürecini bir kenara bırakarak bu sorunun cevabını aramalıyız. Çünkü Atatürk döneminde ülkemizdeki irtica ayaklanmaları ve devrimlerin inşa süreci sebebiyle tek partili bir yönetim anlayışı mevcuttu.
PARTİLİ CUMHURBAŞKANI VE ‘ŞAİBELİ SEÇİM’
İlk çok partili başarılı seçim süreci 21 Temmuz 1946 yılında gerçekleşti. Seçim sürecinde açık oy gizli sayım yapıldığı için tarihte ‘Şaibeli Seçim’ adını aldı. Bu seçimin galibi CHP oldu. Cumhuriyet Halk Partisi 395, Demokrat Parti 66 ve Bağımsızlar 4 milletvekilliği kazandı.
DEMOKRATİK SEÇİM DİKTATÖR MECLİS TEMSİLİ
Partili Cumhurbaşkanlığı anlayışının da mevcut olduğu ilk demokratik çok partili seçim süreci ise 14 Mayıs 1950 yılında gerçekleşti. Seçim demokratikti fakat partili Cumhurbaşkanlığı sistemin demokrasiyle alakası yoktu. Seçim sonucunda Demokrat Parti 4 milyon 391 bin 694 oy aldı ve seçimin galibi oldu. CHP ise 3 milyon 148 bin 626 oy alarak 27 yıllık iktidarlığı son buldu. Oy oranlarına bakıldığında DP %55.2 CHP ise %39.6. 1 Milyon oy farkı ve %16 gibi oy oranındaki fark ile oluşan milletvekili sayısı uçurumu ise tam bir demokrasi katliamı olarak dikkat çekiyor. Demokrat Partinin milletvekili sayısı 416, Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekili sayısı ile 69. Küçük bir not: 8 milyona yakın kişi oy kullanıyor sadece 3 tanecik mi oy geçersiz?
TRAKYA’DAN 15 DP MİLLETVEKİLİ ÇIKTI CHP İSE SIFIR
14 Mayıs 1950 seçiminde Trakya’daki oy durumu neydi? Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’de Demokrat Parti birinci parti oldu. Peki milletvekili sayısı durumu ne oldu? O dönemde Trakya’nın milletvekili temsil hakkı 15 milletvekili ve 15 milletvekili de Demokrat Parti’den seçildi. Sadece milletvekili sayılarına bakılsa Demokrat Partinin eze eze Trakya’da hakim parti olduğu ve CHP’nin hiç destekçisi kalmadığı sanılır ama durum öyle değil.
OY FARKI AZ MİLLETVEKİLİ SAYISI UÇURUM
Partili Cumhurbaşkanı sisteminin olduğu 1950 seçimlerinde Tekirdağ’da DP 53 bin 660 oy almış ve 5 milletvekili çıkartmış. CHP ise 36 bin 916 oy almış ve milletvekili çıkartamamış. Kısacası 36 bin 916 Tekirdağ vatandaşının görüşü meclise yansımamış. Kırklareli’de DP 42 bin 840 oy almış 5 milletvekili çıkartmış. CHP 36 bin 607 oy almasına rağmen milletvekili sayısı sıfır. Edirne’de DP 47 bin 715 oy almış 5 milletvekili çıkartmış CHP 36 bin 238 oy almış fakat milletvekili hakkı tanınmamış. Kısacası Trakya’da muhalefetin sesi kısılmış ve meclis dahi o görüş alınmamış.
TRAKYA’DA DEMOKRASİ SUSTURULUR
Son yıllarda gerçekleşen seçim sonuçlarına bakıldığında Trakya’nın üç şehrinde de ana muhalefet partisinin birinci parti olduğunu görüyoruz. 1950 yılında gerçekleştiği gibi bir seçimin günümüzde gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkacak tablo çok vahim sonuçlar doğurabilir. Çünkü çok keskin bir temsil hakkı ve demokratik anlamda çok keskin bir ayrışma söz konusu. Trakya’da tüm milletvekillerinin AKP veya CHP’den çıkması, demokrasi olarak kabul edilemez. Binlerce inanın temsil hakkı elinden alınamaz. Bu ülkenin sorunları meclis dışında nerede çözülebilir ki.

ŞAİBELİ SEÇİMLE BAŞLADI İDAMLA SON BULDU
16 Nisan referandumunun sadece Trakya bölgesi için değil tüm Türkiye için demokrasiye ve Cumhuriyet’e sahip çıkmak adına ayrı bir önemi var. Çok partili ve Cumhurbaşkanın partili olduğu süreç Türkiye için hiç de hayırlı geçmedi. 1946’da yapılan seçimin açık oy gizli sayımlı şaibesi 1950 seçimlerinde milletvekili dağılımlarındaki adaletsizlik ile başlayan süreç, muhalefet partilerinin mal varlığına el koydurtma halka kurşun açma ve halkın servetine el koyma, anayasa ihlalleri, devlet hazinesinden çalınan paralar, yönetime askeri müdahale ve 1 Başbakan ve 2 Bakanın idam edilmesiyle son buldu.
KARAR SENİN TÜRKİYE
Demokrasi çoğunluğun yanında azınlıkta kalanlarında görüşünü özgürce ifade ettiği bir düzen ise ve Cumhuriyet bir halk yönetimiyse şimdi karar senin Türkiye. Baskı ve dikta anlayışı ile muhalif seslerin susturulduğu süreçlerde yaşanan kan ve gözyaşını gördük. Herkesin görüşünü ifade ettiği ve sorunların konuşularak demokratik yollardan çözüldüğü, farklı renk ve seslerin bir arada yaşadığı Cumhuriyet’e sahip çıkmak için 16 Nisan referandumunda bir HAYIR’ın olsun.