Trakya Kent Konseyleri Birliği’nin Trakya’nın sorunlarının ele aldığı toplantının ardından yayınlanan sonuç bildirisinde, Trakya topraklarının el değiştirdiğine dikkat çekilerek, “Yıllardır uygulanan yanlış tarım politikaları sonucunda çiftçiler tarımda gelecek göremediklerinden topraklarını satmak zorunda kalmaktadırlar. Kapılarında da satılacak tarlaları almaya hazır büyük şirketler beklemektedir” denildi.

Lüleburgaz’da toplanan Trakya Kent Konseyleri Birliği toplantısının sonuç bildirisi yayınlandı.
KENT KONSEYLERİ KATILIMCI DEMOKRASİNİN KAPISINI AÇACAK ÖRGÜTLENMELERDİR
Trakya’aki sorunların ve çözüm yollarının ele alındığı toplantıda, sivil toplum örgütleri, kent konseyleri ve kent yönetimine katılımın çağımızın olmazsa olmazı olduğu belirtilen açıklamada, “Katılımın bir otoriteyi paylaşmak olduğu, katılımın yüksekliği ile demokrasinin gelişmişliği orantılıdır. Kent konseyleri muhalif yapılar olduğu gibi belediye ile halk arasında köprü görevi gören yapılardır. Açık ve şeffaf olan Kent Konseyleri; kendi içinde demokratik karar alma süreçlerini işleterek bilgilendirme, diyalog, bilgi paylaşma evreleri ile kentlilik bilincini geliştirmelidir. Bu nedenle Sivil Toplum Örgütleri ve Kent Konseyleri katılımcı demokrasinin kapısını açacak örgütlenmelerdir ve önyargısız olarak içinde olup geliştirmek görevimiz olmalıdır” denildi.
“ÇİFTÇİLERİN KAPISINDA SATILACAK TARLALARI ALMAYA HAZIR BÜYÜK ŞİRKETLER BEKLİYOR”
Trakya topraklarının el değiştirdiği belirtilen açıklamada, “Trakya toprakları hızla el değiştiriyor. Yıllardır uygulanan tarım politikaları sonucunda aile tipi tarım işletmelerinin yetersizliği nedeniyle çiftçiler toprakta gelecek göremediklerinden satmak zorunda kalmaktadırlar. Kapılarında da satılacak tarlaları almaya hazır büyük şirketler beklemektedir. Bu şirketler tarlanın ne kadar verimli olup olmadığına bakmadan bu tarlaları satın almakta, aldıkları arazinin eski sahibince işletilmesine izin vermektedirler. Nereden bakılırsa bakılsın artısı olmayan bu arazi toplamaların nedenleri araştırılmadır” denildi.
“ERGENE DÜNYANIN EN KİRLİ AKARSUYU DURUMUNA GETİRİLMİŞTİR”
Trakya’da çevre ve kent sorunu olduğu belirtilen açıklamada, “Trakya’da yıllardır süren tarımsal üretimi tüketme çalışmaları sonucunda Ergene dünyanın en kirli akarsuyu durumuna getirilmiştir ve çare olarak sunulan Derin Deniz Deşarjı bölgeye çözüm olmayıp Marmara Denizi için de tehlike oluşturacaktır. Taş ve Kalker Ocakları bölgemizdeki inşaat sektörüne bağlı olarak artmaktadır. Ayrıca Altın, Bakır, Gümüş Madenleri için arama talepleri hızla artmaktadır. Hayvan yetiştirme alanı olan meraları yok eden bu çalışmalara son vermek için Mecidiye bilirkişi raporunda dendiği gibi bu izni veren bürokratlar hakkında suç duyurusunda bulunmak zorunlu hale gelmiştir.
“TRAKYA TOPRAKLARI ENERJİ ÜRETİMİ İÇİN UYGUN DEĞİLDİR VE BU TÜR PLANLAMALARA SON VERİLMELİDİR”
Trakya ve ülkenin enerji ihtiyacı olmadığını beyan eden yetkililerin Trakya’da enerji tesisi için çabalıyor olmalarını anlamakta zorlanıyoruz. Trakya toprakları enerji üretimi için uygun değildir ve bu tür planlamalara son verilmelidir. Trakya Üniversitesi tarafından yapılmış olan ve 2004 yılında yürürlüğe giren Çevre Düzeni Planının İstanbul BŞB tarafından revize edilmiş halinin 26 ana maddesi Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Geçen zaman içinde 2004 planının korumacı mantığı temel alınarak plan yeniden Trakyalıların da katılımıyla revize edilmelidir. Bu çalışma bölge insanlarının katılımı ile demokratik bir şekilde yapılmalıdır. Bu planlamada; kentlerin imar değişikliğinden sağlıklı içme suyuna erişime, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesinden ormanların korunmasına, kent ve bölge ulaşım kararlarından kırsal kalkınmayı geliştirmeye kadar kamusal çıkarlar ilke olarak benimsenmelidir.Bu planlamada; kentlerdeki hava kirliliği ile mücadele edilmemesi sonucunda dünyadaki en kirli on kentin sekizi ülkemiz coğrafyasında olmasının nedenleri iyi tespit edilerek bilim insanlarının önderliğinde buna çözüm bulunmalıdır. Ergene nehri etrafındaki kent konseyleri veya diğer çevre örgütleri gibi kurumların, doğamızı kirleten firmalara karşı dava açabilmesinin yolları araştırmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
YÖNETİMİN TEK KİŞİYE VERİLMESİ YERELLEŞMEK DEĞİL YETKİLERİ MERKEZİLEŞTİRMEKTİR

Trakya Kent Konseyleri Birliği’nin açıklamasının son bölümünde büyükşehirlere değinilerek, “Bir kentin coğrafi sınırları içindeki yönetimin tek kişiye verilmesi yerelleşmek değil yetkileri merkezileştirmektir. Tekirdağ, Büyükşehir olmasından kaynaklı sorunlar yaşarken diğer kentlerimizin de büyükşehir statüsüne alınmasının tartışıldığı günümüzde bunun yerellerde yaşayanlara sorulmaması antidemokratiktir. Evrensel kural ve anayasal hak olan yerellerin yerel güçler tarafından yönetilmesi ilkesine de ters olan bu uygulama kırsal alanların özerk varlıklarını ele geçirme harekâtı olarak anlaşılmaktadır.  Doğasından suyuna, merasından okuluna, deresinden çeşmesine kadar hepsinin merkezi bir ele verilmesi söz konusudur. Bu durumu Kent Konseyleri tartışarak ve Trakyalılara tartıştırarak ortak akıl üretmeli ve yetkili birimlere iletmelidir” denildi.