Kıyıköy’de 8 dönümlük tarlalarının içinden geçecek boru hattını istemeyen kız kardeşler nöbet tutuyor. 2 bin 800 metrelik bir hat ile bölünecek olan tarlalarına zarar gelmesini istemeyen kardeşler, boru hattının tarlanın yanından geçmesini öneriyor.

Kıyıköy’de babalarından kalan evde beraber yaşayan ve tarla işleyen Pembe Kurt, Hatice Kurt ve Naciye Küçükmeriç, Türk Akım’ın bahçelerinden geçmesinden şikayetçi.
“DENİZİN ALTINDAN GEÇİYORSA, GÖL’DEN DE GEÇEBİLİR”
Kendilerinden habersiz acil kamulaştırma kararı alınan tarlaya sokulmak istenen iş makinelerine, izin vermeyen Kurt kardeşler, “Devletimiz için gerekli bir projeye biz itiraz etmiyoruz. Ancak boru hattı tarlanın ortasından geçirilerek ziyan edilmek isteniyor. Bizim önerimiz boruların tarlanın kenarından ya da tarlanın yanında bulunan gölden geçirilmesidir. Bu boru Rusya’dan Karadeniz’i yararak buraya geliyorsa o gölden ya da tarlanın kenarından neden geçemiyor” dedi.
TARLADA NÖBET TUTUYORLAR
Cumhuriyet’ten Zehra Özdilek’in haberine göre, tarla ile geçimini sağlayan 3 kardeş, evli olan ablaları Naciye Küçükmeriç 2002 yılında felç geçirdikten sonra onunla yaşamaya başladı. Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy’de doğup bübüyen 3 kız kardeş mısır, fasulye yetiştirip turistlere satarak, komşuları olan bir villanın temizlik işlerini yaparak geçimlerini sağlıyor. Kardeşlere ulaşan mahkeme kararına göre, 8 bin metre karelik tarla ortasından geçecek 2 bin 800 metrelik bir hat ile bölünecek. Karara itiraz eden kardeşlere yanıt verilmeden tarlalarındaki dört tane yaklaşık 35 yaşındaki ceviz ağacı kesildi. Pembe ve Hatice Kurt kardeşler her gün felçli ablalarını da yanlarında taşıyarak iş makinelerinin girmemesi için tarlada nöbet tutuyorlar.
“TARLAMIZ BÖLÜNMESİN İSTİYORUZ”
Pembe Kurt, 8 kardeş olduklarını, diğer kardeşlerinin evlendiğini ve farklı yerlerde yaşadıklarını dile getirerek babalarından kalan tarlanın bölünmemesi için BOTAŞ ve Gazprom ile mücadele ettiklerini söylüyor. İşgal edilen tarlalarına “çorak” dendiğini ve hesaplarına 19 bin lira yatırıldığını anlatan Kurt, “Biz para almadık, imza atmadık. Şu an 8 dönüm, ama 2 bin 800 metrekareyi istimlak edecekler. Mahkemeye itiraz dilekçemizi sunduk, sonuç alınmadan boruyu geçirmek istiyorlar. Para istemiyoruz sadece ve sadece boruyu tarlanın kenarından geçirmelerini istiyoruz. Yapılan güzelliklere karşı değiliz. Hiçbir zaman karşı olmadık da. Sadece ve sadece biz tarlamızı ileriki zamanda arsa olarak kullanamayacağımız için bölünmesini istemiyoruz” diyor.
“19 BİN LİRAYI PUTİN’LE, CUMHURBAŞKANI’NIN ELİNE VERİN”
Tarlalarının çorak olmadığını söyleyen Pembe Kurt, “Jandarma tarafından karakola çekildim, tehdit edildim. Eğer 19 bin liraya bizim trilyonluk yerimizi böleceklerse ben o 19 bin lirayı getireyim, götürün Putin’le Cumhurbaşkanı’nın eline verin, jilet parası yapsınlar. Bakalım bir yıllık yetecek mi bu 19 bin lira” ifadelerini kullanıyor.
“KARAKOLDA BİZİ KÜÇÜMSEDİLER”
Boruların tarlanın ortasından geçmesi halinde burayı buğday ekmek dışında kullanamayacaklarını dile getiren Pembe Kurt, “Ev yapamazsın, tavuk yetiştiremezsin, inek bakamazsın, fidan ekemezsin. Bir buğday hariç hiçbir şey yapamazsın. Karakola çekildiğimde kendi deyimleriyle ‘kıçı kırık tarla’ için mücadele ettiğimiz için bizi küçümsediler. Çorak denilen toprağın içinde bitmeyen bir su var. Hani nasıl anlatsam artık yani bitiyorum, tükeniyorum. Bu kadar haksızlığa tahammül edemiyoruz artık” dedi.
“HAKKIMIZIN GÖZETİLMESİNİ İSTİYORUZ”
Hatice Kurt ise bu mücadelelerinin devlete karşı bir asilik olmadığını kaydederek, “Biz sadece uğradığımız haksızlığı dile getirmek istiyoruz. Uğradığımız haksızlığın bertaraf edilmesi gerekiyor. Trakya’yı baştan başa bölen bu proje bir avuç insanı etkiliyor. Bizim istediğimiz toplumun faydasına olana karşı çıkmak değil, bizim de hakkımızın gözetilmesidir. Yapılacak borular 80 yıl toprağın altında kalabiliyormuş. 80 yıl sonra tekrar bir boru hattı geçecek ve yenilenecekmiş. Çünkü borular gazı taşıyamayabilirmiş, kendi kendine patlayabilirmiş. Bize bu bilgiyi veren kişi bilmeden verdi” diye konuştu.