Vatandaş çift haneli enflasyon ve çift haneli işsizlik arasında ezilirken, Türkiye’de serveti 500 milyon doları aşan ultra zenginlerin sayısı 76’ya çıktı.

CHP’li Faik Öztrak, ekonomideki mevcut durumu şöyle özetledi:
“İktidarın ‘çeşmesinden su içmekle’ övündüğü şairin deyişiyle, “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.”
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TBMM’de 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu tasarılarının geneli hakkında Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına söz aldı.
HALIYA GÖSTERDİĞİNİZ HASSASİYETİ MİLLETVEKİLLERİNE DE GÖSTERİN
Konuşmasında, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 191 gündür tutuklu olmasının, millî iradenin tutsak alınması anlamına geldiğini ifade eden Öztrak, “Milletin ve onun vekilinin hukuku aynı zamanda TBMM’nin hukukudur. Sayın Başkan, bu, zatıalilerini de çok yakından ilgilendirir. Ama ne yazık ki biraz önceki müzakerelerde halı konusunda gösterdiğiniz hassasiyeti milletvekillerinin hukuku hakkında göstermediğinizi de üzüntüyle görmüş bulunuyorum“ dedi.
GERÇEKLE FANTEZİ ARASINDAKİ MAKAS AÇILIYOR
Türkiye’nin ve dünyanın “gerçek ötesi” olarak tanımlanan bir dönemden geçtiğini ifade eden Öztrak, bu dönemin komplo teorilerinden beslenen, toplumu kutuplaştıran, gerçek yerine yalanı ikame eden popülist siyasetçiler için uygun bir zemin hazırladığını söyledi. Bu gerçek ötesi siyaset yönteminin Türkiye’de de iktidar tarafından uzunca bir süredir kullanıldığını kaydeden Öztrak, gerçekler ile Hükümetin fantezileri arasındaki makasın açılmasının Türkiye’nin başına ciddi sorunlar açtığına dikkat çekti.
FATURA HEP HALKA ÇIKIYOR
Bu çerçevede, Türkiye’de mahkemeler önünde hesap vermekten kaçırılan Reza Zarrab’a önce Türk bayrağı önünde program yaptırıldığını, ardından ABD’deki mahkemeler önünde itirafa başlayınca casus ilan edildiğini hatırlatan Öztrak, Türkiye’nin bu dava sonucunda kara para aklayan bir ülke durumuna düşmek üzere olduğunu ifade etti. Öztrak, “Yapılan açıklamalardan, bu saklanan, konuşulmayan günahın milyarlarca dolar tutabilecek kefaretini de milletimizin vergileriyle ödemeye razı olduklarını anlıyoruz. Yani ne yapsanız sonuç değişmiyor. Fatura hep halka çıkıyor” diye konuştu.
Gerçeklerin karartıldığı önemli alanlardan birinin de ekonomi olduğunu söyleyen Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:
SAMANI ÇOK DANESİ YOK
Bu yılın üçüncü üç aylık döneminde kaydedildiği söylenen yüzde 11’lik büyümenin normalde herkesi sevindirmesi gerekirdi. Ama böyle olmadı. Çünkü büyümenin sapı samanı çok, millete dağıtacak danesi yok. Yani bereketsiz bir büyüme. Büyümenin yarıdan fazlası, darbe girişimi nedeniyle ekonominin geçen yıl küçülmesinden, yani baz etkisinden kaynaklanıyor. Kalanı da hükümetin gayrimeşru referandumdan evet çıksın diye, kamu dengelerini bozarak, mali piyasalarda riskleri görmezden gelerek gaza basmasından geliyor.
BÜYÜMEDE RANT VE SERMAYE KESİMİ KAZANDI
Sonuçta şişen ekonomi cari açığı ve enflasyonu coşturarak riskleri artırıyor ama işsizlik çift hanelerde kalmaya devam ediyor. Bu büyüme halka yansımıyor, bir avuç zengini daha zengin ediyor. Yılın üçüncü çeyreğinde “enflasyonu da kattığımızda” büyüme yüzde 24 olmuş. Aynı dönemde rant ve sermaye kesiminin gelirindeki artış yüzde 30; emeğiyle geçinenlerin gelirindeki artış ise sadece yüzde 14 olmuş. Emekçinin gelirindeki artış rant ve sermaye kesiminin gelirindeki artışının yarısından daha az olurken, milli gelir artışının da 10 puan altında kalmış.
VATANDAŞ EZİLİYOR, ULTRA ZENGİNLER ARTIYOR
2017 yılının “Küresel Servet Raporuna” göre Türkiye’de serveti 500 milyon doları aşanların sayısı 76’ya çıkmış. Dünyanın 17. büyük ekonomisi olan Türkiye, dünyanın en çok ultra zengine sahip 10 ülkesinden biri. Diğer taraftan Türkiye’de; 29 milyon vatandaşımız, iki günde bir sofrasına bir kap et yemeği koyamıyor; 19 milyon vatandaşımız soğuk kış günlerinde evini yeterince ısıtamıyor. Son 15 yılda vatandaşın borcu 4 milyar dolardan 129 milyar dolara çıkmış; 30 kattan fazla artmış. 17 milyon yurttaşımız, “borcumu ödemekte zorlanıyorum” diyor. İktidar üyelerinin “çeşmesinden su içmekle” övündüğü şairin deyişiyle, “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.”
IMF’YE VERİLEN BİR BORÇ YA DA BORÇ SÖZÜ YOK
AKP Genel Başkanı meydanlarda, IMF’ye borç verecek duruma geldiğimizi söylüyor. Ben de merak ettim, IMF’ye borç veren veya vermeyi taahhüt eden ülkelerin listesine baktım. Listede iflas eden Yunanistan bile var ama Türkiye yok. AKP iktidarında Türkiye’nin IMF’ye verdiği bir borç ya da borç sözü yok. Ama ülkede finans dışında kalan tüm kesimlerin, 15 yılda yüzde 313 artarak 857 milyar dolara ulaşan iç ve dış borcu var. İktidarın sevdiği şekilde milli gelire oran olarak söyleyeyim. 2002’de yüzde 94 olan borcun gelire oranının, 2017’de yüzde 100 sınırını aşarak 107’ye çıkması var. Millete anlattığınız: IMF’ye borç veren Türkiye… Gerçek: Geliri borcuna yetmeyen Türkiye…
ZAMAN KAYBETMEDEN YAPILMALI
Milletimin huzuru daha fazla kaçmasın, borcun altında ezilmesin diye iktidar zaman kaybetmeden; tek adam rejimi sevdasından vazgeçmeli, OHAL’i derhal kaldırmalı, ekonominin çekiciliğini ve rekabet gücünü artıracak önlemleri almalı, gerçekleri gizlemek yerine sorunları hızla çözmeye başlamalı, bunu yaparken sadece Sarayın aklından değil herkesin aklından yararlanın.